menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026’da 26.Şampiyonluk Geldiyse, 2027’de 27’nci Neden Gelmesin?

10 0
20.05.2026

Köşe Yazıları Diş Hekimliği Eczacılık Edebiyat Eğitim Fen Güzel Sanatlar ve Tasarım Hemşirelik Hukuk İktisadi ve İdari Bilimler İlahiyat İletişim İnsan ve Toplum Bilimleri İşletme Mimarlık Mühendislik Orman Sağlık Bilimleri Siyasal Bilgiler Spor Bilimleri Tıp Veteriner Ziraat

Güzel Sanatlar ve Tasarım

İktisadi ve İdari Bilimler

İnsan ve Toplum Bilimleri

"HAYATI: doğal bir OKUyuşla; PAYLAŞmak"

2026’da 26.Şampiyonluk Geldiyse, 2027’de 27’nci Neden Gelmesin?

2023 yılında 23., 2024 yılında 24., 2025 yılında 25. ve 2026 yılında 26. şampiyonluğa ulaşan Galatasaray, adım adım Türkiye’nin Bayern Münih’i olma yolunda ilerliyor. Geçen yılki şampiyonluk yazımda Galatasaray’ın 2026’da 26. şampiyonluğa ulaşacağını ve İmparator Fatih Terim’e ait olan üst üste dört şampiyonluk başarısının Okan Buruk tarafından da tekrarlanacağını söylemiştim. Şimdi insan ister istemez düşünüyor: 2027’de 27. şampiyonluk ve üst üste 5. zafer neden olmasın?

Peki bu dört yıllık başarı nasıl geldi..?

Başarısızlığa tahammülü olmayan Galatasaray Kulübü, 2021-2022 sezonunda tarihinin en kötü dönemlerinden birini yaşayarak ligi 13. sırada bitirdi. O sezonun ardından Başkan Dursun Özbek yönetiminde Okan Buruk göreve getirildi ve yeni bir dönemin kapısı aralandı. Koca bir nesli Galatasaraylı yapan Mauro Icardi transfer edildi. 23. ve 24. şampiyonlukların en büyük mimarlarından biri oldu. Takımın omurgasını oluşturan atom karınca Torreira, savunmanın panzeri Abdülkerim ve futbol aklı Mertens transfer edildi. Bu dört isim, altın eldiven Muslera ile birlikte Galatasaray’da yeni bir çağ başlattı. Daha sonra modern savunmanın liderlerinden Sánchez geldi. Ardından büyük karakter Osimhen transfer edildi ve 24. ile 25. şampiyonlukların en önemli parçalarından biri oldu. Muslera’dan sonra kaleyi devralan Uğurcan’ın gelişi ise dördüncü şampiyonluğun en önemli hamlelerinden biri haline geldi. Bu dört yıllık dominasyonda azim var, karakter var, umut var, gelecek var, başarı var…

Birçok başarıya imza atan, tırnaklarıyla kazıya kazıya zirveye çıkan Okan Buruk’a bir parantez açmak istiyorum. Hem futbolculuk hem teknik direktörlük kariyerinde kırdığı rekorlarla futbol tarihimize adını altın harflerle yazdırdı. Galatasaray ile üst üste dört kez şampiyon olarak, İmparator’dan sonra bunu başaran ikinci teknik direktör oldu. Ayrıca Avrupa’da Pep Guardiola ile birlikte, hem futbolcu hem teknik direktör olarak aynı takımda dört yıl üst üste şampiyonluk yaşayan futbol tarihindeki sayılı isimlerden biri olmayı başardı. Bir sezonda 102 puan toplayarak Süper Lig tarihinin puan rekorunu kırdı. Süper Lig’de 75 galibiyete en hızlı ulaşan teknik direktör oldu. Deplasmanda ise 50 galibiyete sadece altmış dört maçta ulaştı. Toplamda 12 Süper Lig şampiyonluğu yaşayan Okan Buruk, Türkiye’de hem futbolcu hem teknik direktör olarak bu sayıya ulaşan tek isim oldu. (Bu on iki şampiyonluğun on birini Galatasaray ile, birini ise Başakşehir ile yaşadı.)

Biz Galatasaray taraftarları olarak başarıya büyük önem veren, şampiyonluklara odaklı bir yapıya sahibiz. Bu nedenle en küçük bir aksaklıkta bile başta Okan Buruk olmak üzere başkan ve yönetimi eleştirir, zaman zaman istifaya davet ederiz. Eleştiri ve muhasebe, doğru yapıldığında kulübü geliştiren ve büyüten önemli bir unsur olsa da, bunun hakaret içermeden ve ölçülü bir şekilde yapılması büyük önem taşır. Bu yüksek beklenti ve sürekli zirvede kalma isteği, sezon boyunca yaşanan her anı daha da yoğun bir duyguyla yaşamamıza neden oldu. Nitekim bu yıl, önceki üç sezonun aksine zaman zaman taraftara adeta ecel terleri döktüren bir Galatasaray sahadaydı. Özellikle şampiyonluk maçı olan Galatasaray–Antalyaspor karşılaşmasında “öldük öldük dirildik” dedirten anlar yaşandı ve birçok maçta 50–65. dakikalar arasında belirgin bir düşüş dikkat çekti. Ancak tüm bu dalgalanmalara rağmen sezonu yalnızca stresli anlarla tanımlamak da haksızlık olur. Çünkü aynı takım; İngiliz devi Liverpool’u iki kez mağlup eden, Juventus’a 5 gol atan, Atletico Madrid karşısında son dakikada galibiyeti kaçıran, Ajax’ı deplasmanda farklı geçen, Fenerbahçe’ye 3 gol atan ve Şampiyonlar Ligi’nde son 16’ya yükselen bir Galatasaray kimliği de ortaya koydu.

Bu sezonun önceki üç sezona göre daha zikzaklı geçmesinin birçok nedeni vardı. Osimhen’in sakatlıkları ve Afrika Kupası’na gitmesi, Avrupa’da oynanan yıpratıcı üst düzey maçlar ve takımın mental anlamda zaman zaman doygunluğa ulaşması ve rehavete kapılması bunların başında geliyor.

Şampiyonlar Ligi’nde hedefini en az çeyrek final olarak belirleyen bir Galatasaray’ın, yeni sezon planlamasını şimdiden yapması gerekiyor. Önümüzdeki sezon lig, kupa ve Avrupa ile birlikte üst düzey tempoda en az 8 Şampiyonlar Ligi maçı oynanacak. Bu yüzden geniş ve kaliteli bir kadro şart. Savunmaya Van Dijk ayarında lider bir stoper, Torreira’nın yanına güçlü bir orta saha, Mertens’in yerini........

© Akademik Akıl