menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Direnişten zafere: Suriye'den bayram notları

13 0
28.05.2026

Bugün Suriye'de yaşanan dönüşüm, yalnızca bir rejim değişikliği meselesi değildir. Asıl değişim; ahlaki ve inanç temelli bir toplumsal düzeni yeniden inşa etme alanında yaşanmaktadır.

Mehmet Hasip Yokuş/ Yazar

Suriye'de despotik bir rejime karşı verilen destansı bir mücadelenin ardından özgürlüklerine kavuşan insanların bayram sevincine ortak olmak ve devrimden sonraki gelişmeleri gözlemlemek amacıyla bayramdan yaklaşık bir hafta önce Suriye'ye geldim.

Devrimden sonra, Suriye'ye, bu üçüncü gelişim. Ümmet coğrafyamızın herhangi bir yerine yapılan bir yolculuk, insanın kopmuş bir parçasına yeniden kavuşmasının verdiği heyecanı, sevinci ve derin aidiyet hissini beraberinde taşıyor.

Suriye'ye yapılan yolculuklar ise, yıllarca zulüm, korku ve acıyla anılan bir coğrafyada yeniden filizlenen umuda tanıklık etmek, aynı zamanda, bütün imkânsızlıklara rağmen umutlarını kaybetmeyen insanların direncine ve imanla yeniden kurulmaya çalışılan bir hayata şahitlik etmek anlamına geliyor.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından Batılı güçler, Osmanlı bakiyesini paylaşırken aynı zamanda işbaşına getirdikleri yöneticiler eliyle bu coğrafyanın tarihsel dokusunu, kültürel bağlarını, değer ve aidiyetlerini altüst eden bir siyasal ve toplumsal mühendislik projesini hayata geçirdiler.

Yıllardır bu coğrafyada uygulanan politikalar, adeta toplumların üzerinden geçen bir silindir gibi işledi; halkları birbirine yabancılaştırmayı, ortak aidiyet duygusunu aşındırmayı hedefledi.

Ancak bugün Suriye'de ortaya çıkan tablo, bütün yıkıma rağmen bu coğrafyanın hafızasının hâlâ diri olduğunugöstermektedir. Suriye'de bugün ortaya çıkan şey; yüz yıl boyunca işgallerle, sınırlarla, darbelerle, vesayetlerle parçalanmış bir coğrafyanın kendi hafızasını yeniden hatırlama çabasıdır.

Evet, sınırlar çizildi, tel örgüler mayınlar yerleştirildi fakat insanların ortak tarihini, hafızasını ve kardeşlik duygusunu yok etmek mümkün olmadı.

Direniş, sebat ve zafer

On dört yıl süren savaş boyunca bu halk, yalnızca askeri anlamda değil; ahlaki ve manevi zeminde de büyük bir örneklik sergiledi. Taviz ve pazarlığa yanaşmayan yiğitlikleri ve imanla yoğrulmuş sabırları, nihayetinde Allah'ın da yardımıyla zaferle taçlandı.

Ancak bu zaferin ardından başlayan yeni süreç, en az savaş dönemi kadar çetin başka bir mücadele alanını beraberinde getirdi.

Baas rejiminin yıllar boyunca derinleştirdiği etnik ve mezhepsel fay hatları, savaşın yol açtığı ağır ekonomik yıkımla birleşerek zaten kırılgan olan toplumsal yapıyı daha da tahrip etti. Enerji, altyapı ve sanayi gibi hayati alanlarda ortaya çıkan büyük mahrumiyetlerin yanı sıra, Suriye halkı bugün bir yandan yıkılan şehirlerini, diğer yandan fasid rejimin açtığı derin toplumsal yaraları ve oluşan fay hatlarını onarmaya çalışıyor.

Dolayısıyla Suriye'yi yeniden inşa etmek, sadece harabeye dönen şehirleri onarmak ya da ekonomik kayıpları telafi etmek değil, aynı zamanda yıllarca baskı, korku ve ayrışma üzerinden şekillenen siyasal enkazın yerine; adaletin, özgürlüğün ve toplumsal barışın esas alındığı yeni bir düzen kurmayı gerektiriyor.

Bu yönüyle inşa, insanların birbirine güven duyduğu, ortak aidiyet zeminlerinin güçlendiği ve kardeşlik hukukunun yeniden hayat bulduğu bir toplumsal yapıyı tesis etmek anlamına geliyor.

Suriye halkının bugün karşı karşıya olduğu devasa sorunlara rağmen, devrimi kurumsallaştırma ve kalıcı bir toplumsal yapıya dönüştürme yönündeki kararlılığı, yarına dair büyük umutlar vadetmektedir. Bu bilinç ve kararlılıkla gerçekleştirilen devrimin, bölgede sadece siyasi bir değişim değil; aynı zamanda ahlaki bir dirilişin öncülüğünü de yapacağına şüphe yoktur.

Bir turnusol olarak Suriye

Aslında........

© Açık Görüş