ABD-İran müzakeresinde Umman tercihi
Jeopolitik yalnızca sınırlarla değil, masalarla da yazılır. Ve bazen bir masanın nerede kurulduğu, savaş ile uzlaşı arasındaki çizgiyi tayin eder.
Engin Özekinci/ Yazar
Ortadoğu'da diplomasi hiçbir zaman öylesine bir diplomasi olmamıştır.
Bu coğrafyada masalar, haritaların devamıdır; müzakere salonları ise çoğu kez cephelerin daha sofistike uzantılarıdır.
Bugün Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasında her geçen gün yükselen gerilim hattına bakarken, tartışmamız gereken şey aslında sadece savaş ihtimali değildir.
Asıl mesele, bu gerilimin nerede, kim tarafından ve hangi jeopolitik bağlam içinde yönetileceğidir.
İşte bu noktada Türkiye'nin adı bir "müzakere mekânı" olarak öne çıktı.
Kuşkusuz bu durum, tesadüfi bir tercih değil; bilakis çeyrek asırdır dış politikadaki evrimin doğal bir sonucudur.
En değerli stratejik sermaye
Ankara, bugün yalnızca bir ittifak üyesi değil, aynı zamanda birden fazla güç merkeziyle konuşabilen nadir başkentlerden biridir. Yani ne bütünüyle Batı'nın içindedir ne de bölgesel fay hatlarının dışındadır.
Böylesine bir konum, klasik diplomasinin zayıflık saydığı bir gri alan değil; aksine çağımızın en değerli stratejik sermayesidir.
Modern uluslararası ilişkiler teorisi bize hep şunu söylüyor. Büyük güçler çatışırken sonucu çoğu zaman onların arasında kalan "orta ölçekli devletler" belirler. Çünkü bu devletler savaş başlatacak ülkeler değildir; fakat barışın nasıl kurulacağını belirleyecek kadar da........
