menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dünden bugüne Türkiye-Cezayir ilişkilerinin stratejik önemi

14 0
15.05.2026

Cezayir ve Türkiye'nin akademik ve kültürel alandaki ilişkileri de çok önemlidir ve gelişme potansiyeli çoktur. İki ülke yönetimleri ve halkları arasında birbirine karşı çok olumlu bir bakış olmasına rağmen, akademik ve kültürel ilişkiler hala istenen seviyede değildir ama ciddi mesafe de katedilmiştir.

Prof.Dr. Ahmet Uysal/ Katar Üniversitesi, Doha

Türkiye-Cezayir ilişkileri derin tarihsel ve kültürel bağlara dayanır. Endülüs'ün düşmesinden sonra Kuzey Afrika'nın da Batı sömürgesine düşme tehlikesi oluşunca Osmanlı-Cezayir birlikteliği zorunlu hale gelmişti. Barbaros Hayreddin Paşa ve kardeşi Oruç Reis'in Osmanlı'ya gönüllü katılmasıyla, İmparatorluğun sınırları Batı Akdeniz'e genişlemiş oldu. Bu bölgede büyük bir askeri varlık bulunduran Osmanlı İmparatorluğu, hem Kuzey Afrika'ya hem de Batı Akdeniz'e uzun süre istikrar getirmiştir. Örneğin, Fas'ı işgal etmek isteyen Portekiz ordusuna karşı Cezayir'deki Osmanlı ordusu işgaline düşmesini engellemiştir (1578).

Osmanlı Devleti, Reconquista olarak bilinen Yeni Haçlıları durdurmak için Anadolu'dan Müslüman Yeniçeri askerleri göndermiştir. Bu askerlerin orada yerli halka evlenmesinden Kuloğlu olarak bilinen yeni bir melez nesil doğmuştur.Cezayir'de Türk kökenlilerin sayısının birkaç milyonu aştığı bilinmektedir. Bu siyaset, Libya ve Tunus'ta da uygulandığı için bu ortak miras Türkiye'de pek bilinmezken Kuzey Afrika'da çok önemsenmektedir. Bu dönemde İspanya ve Portekiz'in Batı Akdeniz'e saldırıları durdurulmuş, engizisyonlardan mustarip olan Endülüs halkının sağ salim çıkışlarına da yardım edilmiştir. Bu Endülüs muhacirlerinin bazıları Kuzey Afrika'daki Osmanlı vilayetlerinde, diğerleri de (Yahudiler dahil) Balkanlar ve Anadolu'da iskan edilmiştir.

Bağımsız tarihçiler nerdeyse tüm dünyayı ele geçiren sömürgecilerin 300-400 yıl Garp Ocakları olarak bilinen Osmanlı'nın Kuzey Afrika'daki topraklarına giremediğini not ederler. Osmanlı Devleti zayıflamaya başlayınca Batılı güçlerden Fransa, ilk olarak Cezayir'i işgal etmiştir. Osmanlı'ya bağlı olan ve Tunus üzerinden desteklenen Elhac Ahmed Bey, Fransızların Konstantin vilayetine girmesini yaklaşık 20 yıl geciktirmiştir. Batı'da Fransa'ya direnen Emir Abdülkadir de teslim olmak zorunda kalınca Osmanlı'ya sığınmıştır ve fani ömrünü Bursa ve Suriye'de geçirmiştir.

1 milyondan fazla şehit verildi

En kötü sömürge tecrübelerinden birini yaşayan Cezayir halkı,onurlu bir bağımsızlık mücadelesi verirken 1 milyon fazla insanı şehit olmuştur. Bağımsızlık mücadelesi sürecinde (özellikle Menderes döneminde) Türkiye'nin Cezayir'e yardım etmeye çalıştığı yeni ortaya çıkmıştır. Cezayir'in bağımsızlık mücadelesinde Türk kökenlilerin de öncü rol oynadığı görülmektedir. Bağımsızlıktan sonra geçici hükümette görev alan liderlerden en az üç tanesinin Türk olduğunu isimlerinden tespit ettik: Mustafa İstambuli, Lakhdar bin Topal ve El-Emin Han. İsimden belli olmayan başkalarının da olması muhtemeldir ve tarihçilerin bu konuyu araştırması gerekir.

Türkiye gibi Cezayir de kendi başına ciddi stratejik öneme sahiptir. Cezayir, coğrafi ve kültürel olarak Akdeniz, Arap dünyası ve Afrika'nın Sahel bölgesini birbirine bağlayan özel konumu vardır. Afrika'nın en geniş ülkesi olarak, Avrupa'ya yakın olduğu gibi uzun Akdeniz kıyı sahili, deniz........

© Açık Görüş