menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hayatımıza dokunan KARŞILAŞMALAR

8 0
18.11.2025

Parçalı Bulutlu ile okuru anlatı, öykü ve deneme sınırlarında ve belli bir izlek doğrultusunda bizi keyifle gezindiren klinik psikolog, psikoterapist yazar Tuğçe Isıyel, ilk kitabı olan ve ilk kez 2020 yılında yayımlandığında büyük ilgi gören Ya Hiç Karşılaşmasaydık adlı kitabınının ilave denemelerle genişleyen versiyonuyla okurlarını sevindirdi. Bir önceki edisyonun neredeyse iki katı uzunluğundaki kitapta, yazarın "başlarken" başlıklı bir sunuş yazısı, genişletilmiş yeni basım için bir önsöz, Teşekkür, Dizin ve Referanslar adlı bölümler hariç elli dört deneme bulunuyor.

TESADÜF DEYİP GEÇEMEYİZ...

Tuğçe Isıyel, kitabının yeni versiyonuna koyduğu Başlarken başlıklı yazısında karşılaşmaların hayatımızdaki önemine vurgu yaparken, satırların arasından çıkardığım şu altı çizilesi ifadeleri kullanıyor:

"Hayatımız karşılaşmalarla ve teğet geçişlerle örülü... Tesadüf deyip geçemeyiz karşılaşmalara, elbette kader deyip de geçemeyiz... Hayat dönüşüyorsa burada hep karşılaşmaların payı var. Ve bu karşılaşmalara ne kadar açık olup olmadığımızın.... karşılaşmalara izin vermek, meraka, deneyime, maceraya da izin vermek demek... İzin verdiğimiz ölçüde her karşılaşma bizi iç karşılaşmalara sürükler, hem içimizde hem dışımızda bizi farklı yerlere götürür. Hiç ummadığımız hallere taşır... Hayat işte o zaman değişmeye başlar."

ÖTEKİYLE BİR ARAYA GELMEK!

Ve bu şık sunuşun devamında 'karşılaşmaların' ayrıntılı bir tarifini ve etki hayatımızda ne/leri değiştirdiğini ise şöyle anlatıyor Tuğçe Isıyel;

"Karşılaşma dediğimiz, ötekiyle bir araya gelmeyi, yüzleşmeyi, kendini açmayı ve karşı tarafın açılmasını içeriyor... karşılaşmalarla beraber değişiyoruz, ilişkilerin dönüştürücü işlevi sayesinde başka biçimler alıyoruz..."

Bu satırları okuduğumda Fransız düşünür Michel de Montaigne'in, yüzyıllar öncesinden yazdıklarını hatırladım. Bana daima sıkıntılı ve defolu bir varlık olduğumuzu hatırlatan satırları:

"... Kuşkusuz ki insan şaşılacak derecede boş, anlamsız, değişken ve dalgalı bir konu. (Bu yüzden) insan hakkında hiç değişmeyen bir yargı oluşturmak çok zor..."

Tam da böyle olduğumuz için karşılaşmalar çok önemi. Birine kayıtsız ya da pür dikkat bakabilmek, birinin bunu yapabilmesine, içimize nüfuz edebilmesine, bizim bile varlığından habersiz olduğumuz gizemlerimizi ortaya çıkarmasına izin vermek, kısacası bile isteye ya da tesadüfen karşılaşmaların sonuçlarını yaşamak, sonuçlarını göğüslemek önemli.

Ayrıca belirtmeye gerek var mı bilmiyorum ama bir psikologun ya da psikoterapistin, kişisel gözlemleriyle ya da uyguladığı terapilerinde tanıklık ettiği karşılaşmalar daha da önemli. Ruhun çalkantılarına, sürprizlerine ve inceliklerine vakıf, onun derinliklerinde kulaç atmasını bilen mahir bir terapistin gözlem ve deneyimleri kendimizi tanımamız için kıymeini ifade etmeye gerek var mı?..

ONDAN ALDIKLARIMIZLA ÇOĞALMAK...

Bu konunun son vurgusunu yine yazarın kendi sözcükleriyle yapalım:

"... (Bir başkasıyla karşılaşmak) bütünlüğümüzü ya da benliğimizi kaybetmek, ötekinde kaybolmak ya da yok olmak değil; onunla temas sayesinde, ondan aldıklarımız sayesinde, ondan aldıklarımızla çoğalmak, zenginleşmek; ona verdiklerimizle dengelenmek demek. Karşılaşmalar eşliğinde........

© 9 Eylül Gazetesi