Anadili gibi İngilizce biliyor, baba dili gibi silah kullanıyor
Okul ve silah. Yan yana gelir mi? Gelmez.
Çocuk ve silah? Gelmiş. Hem de okulda!
Sadece 40 gün geçti, bir öğrencinin bir öğretmeni bir sınıfta katletmesinin üzerinden...
Yan yana gelmeyecek iki kelime “okul” ve “bıçak” üzerine sorgularken, “küpeyle girilemeyen okula, bıçak nasıl girer?” diye sormuştum 5 Mart’ta “Bıçak Sırtımızda” başlıklı yazımda.
Bu kez,“Okula 5 silah nasıl giriyor?” diye sormak zorunda kalıyorum.
40 gündür okullarda, güvenlik önlemleriyle ilgili nasıl bir çalışma yapıldığını merak ediyorum.
Sonra hayatının 14. yılında seri katile dönüşen bir çocuğun yüzüne yaklaşıyorum.
Anadili gibi İngilizce biliyor, baba dili gibi silah kullanıyor. Bu çocuk hangi dünyada yaşıyor?
Yüzüne bakıyorum, gözlerine... Dönüp sonra yeniden bakıyorum, masumiyetini ele geçiren, onu katil yapan gerçeklere.
“Hangi anne baba ister ki evladının katil olmasını?” diyen bir savunma refleksi ile“Önce velileri eğitmek gerek” diyen sesler birbirine karışıyor etrafta.
Önce...Önce ne yapmalı?
Belli ki, öncesi yok.Sırayla yapılacak bir listeye değil, eşanlı ve eş sesli bir tutuma, bir eyleme ihtiyacımız var. Çünkü eğitim sistemi bütünsel bir yapıdır. Çünkü insana, topluma dair bir konuda hiçbir şey bir diğerinden bağımsız değildir. Sistemin yeterince “sistemli” olmaması da buna dahildir.
“Eğitim ailede başlar” klişesi “eğitim okulda devam eder” gerçeği ile örtüşemiyor bugün.
Eğitim ailede başlar evet, ama önce bütün aileleri eğitmeyi beklersek, sonsuza denk aynı çıkmazda aynı şeyleri yaşar, aynı şeyleri yazarız...
Bir suçu, bir eğilime, bir sisteme ve sonunda büyük resme dahil etmek, sorumluluğu üstünden atmak ve bir çeşit teslimiyettir son noktada.
Sorumluluğu aileye atmak, kaçmaktır. Devletin sorumluluğunu da, eğitim sisteminin diğer unsurlarını da etkisiz görmektir.
Okul ailede eksik kalanları yakalar, gerektiğinde doktor girer devreye... Bir........
