menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

CHP, Türk siyasetinin omurgasıdır

13 0
01.05.2026

Neden CHP’yi bu kadar çok tartışıyoruz?

Çünkü CHP, Türk siyasetinin omurgasıdır. Omurga kırılırsa, siyaset sakat kalır. 

CHP, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin aydınlanma meşalesini, devrimlerin ışığında sonsuzluğa dek taşımanın pusulasıdır. 

Pusula bozulursa Atatürk Cumhuriyeti kayalara oturur.

Bu nedenle Atatürk’ün iki büyük eserine Cumhuriyete ve Cumhuriyet Halk Partisine titizlikle sahip çıkmak, tüm vatanseverlerin görevidir.

CHP’yi kuruluş değerlerinden saptıranları eleştirmek, engellemek ya da doğru bir rotaya çekmek için çaba göstermek, Atatürk’ün emanetine duyulan bağlılığın gereğidir.

CHP, kendi kuruluş ideolojisine bağlı kaldığı süreçler içinde, iktidar olamasa da siyasetteki saygınlığını korumuş, “kurucu parti” olmanın ağırlığı ile siyasete yön vermiştir. CHP’ye rağmen rejimi al aşağı etmeye, laik devleti yıkmaya, üniter yapıyı tahrip etmeye hiçbir iktidar cüret edememiştir.

Ancak yaşanan son süreçte, Cumhuriyetin kuruluş ideolojisini hedef alarak,  Türkiye’den bir ılımlı İslam Devleti, bir Yeni Osmanlı Devleti, adem-i merkeziyetçi bir idari yapı yaratmaya heveslenenler, çözümü CHP’yi dönüştürmekte aramışlardır.

CHP’ye rağmen yapamadıklarını, CHP’ye yaptırmak için yeni projeler üretmişlerdir. Oy devşirme uğruna ideolojisinden ödün verdirerek, CHP’yi kimliksizleştirme stratejilerine  yandaşlar yaratmışlardır

CHP Genel Başkanı olduğu dönemde Kılıçdaroğlu, neo liberal kavramların peşinde yol almış, ideolojik tanımlara sırt çevirmiş, “yeni dünya düzeninin” bir numaralı savunucusu olmuştur.

Kılıçdaroğlu, en büyük ve kitlesel eleştiriyi, cumhurbaşkanlığını Erdoğan’a altın tepsi içinde sunduğu 10 Ağustos 2014 seçimlerinde, Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstererek almıştır. Recep Tayyip Erdoğan’ın, düşük profilli bir kopyası ile seçime girmeye razı edilmesi, Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye kurulan büyük bir tuzaktı. CHP tabanı, içine sindiremediği bu aday nedeniyle ağır bir travma yaşarken, CHP’nin sağa kaydığına yönelik eleştiriler de baş göstermiştir.  Ancak Kılıçdaroğlu için sağ-sol gibi ideolojik ayırımların bir anlam taşımadığı da o günlerdeki açıklamaları ile su yüzüne çıkmıştır.

Kılıçdaroğlu; “Öncelikle sağdan ve soldan ne anladığımızdan, 21. Yüzyıl dünyasında ve Türkiye’sinde bu kavramlara ne kadar ihtiyaç duyulduğundan bahsetmek gerekir. Sağ ve ideolojik çatışmalarının temelinde yatan ‘emek-sermaye’ denklemi günümüz Türkiye’sinde hala gerekliliğini koruyor mu acaba ! Dünya hala emek ve sermeye olarak iki kutuplu mu? Yoksa eğitime, çağdaşlığa, ilericiliğe, bilime değer veren, ‘demokrat’ tanımı çatısında toplanmış halkı refah içinde yaşayan devletler ile yukarıda saydıklarımızı göz ardı eden otokratik yönetime yönelmiş, halkı sefaletten ezilen iki kutup haline mi dönüştü?”

Kılıçdaroğlu’nun “sosyal demokrat bir partinin genel başkanı olduğunu unuttuğu yukarıdaki açıklamalara yanıt vermek için bir kitap yazmak gerekir, diyerek geçelim…İdeolojilerin sonu kavramına destek veren bu  genel başkanın diğer görüşlerini paylaşalım…

Ancak, sağ ve sol kavramlarını reddetmesine rağmen, sağ seçmenin oylarını almak için kılıktan kılığa giren ve partisinin tüm değerlerini biçen bir kişi olması nedeniyle neden sürekli dini siyaseten kullandığını sormak da hakkımız olsun.

İslami tanıma göre; “Helalleşme; ZALİM’in, mazlumdan üzerindeki hakkı bağışlamasını dilemesidir.”( Tecrid-i Sarih)

Demek ki helalleşme, bir zalim ile onun zulmünden zarar gören bir mazlum arasında gerçekleşmektedir.

Kılıçdaroğlu’nun helalleşmesinde ZALİM KİMDİR? CHP mi?

Helalleştiği Mazlumların listesi ise oldukça kabarıktır.

Kılıçdaroğlu’nun helalleşme zincirinin nerelere uzandığına bakalım:

Varlık vergisi alınan azınlıklarla, 6-7 Eylül mağdurları ile, Roboski, Kahramanmaraş ve Sivas katliamlarının mağdurları ile, 12 Eylül’de idam edilen gençlerle, Diyarbakır Cezaevinin mahkumlarıyla, 28 Şubat mağdurlarıyla, Uludere katliamında ölenlerle, Sulukule’de evleri gasp edilenlerle, Ali İsmail Korkmaz ve ailesi ile,  Soma’da maden kazasında ölenlerin aileleriyle, Ahmet Kaya’nın ailesiyle, Diyarbakır anneleri, Tahir Elçi’nin eşi ile…vs

Kılıçdaroğlu, yaptığı konuşmalarda “sizden af dilemeye geldik” diyerek, kapsama alanına Hafizeleri, Kuran kursu öğretmenlerini de........

© 12punto