Savaşın ikazları ve nimetleri
Uluslar için savaş, insanlar için ölümdür. İçiçe iki kavramsal yaklaşım; birinci boyutuyla, uluslar için savaş durumu insanlar için ölüme analojik olarak algılanabilir, ikinci boyutuyla ise, savaşın uluslar için anlamı ile ölümün insanlar için anlamı arasında benzerlik görülebilir. Bu kavramsal yaklaşımları açalım ve bizi nerelere taşıyacağına/savuracağına bir göz atalım.
Önce kısa açıklamalarla savaş ve ölüm olarak iki kavramın, uluslar ve insanlar üzerindeki anlam ve etkilerine kısa bir göz atalım. Ne uluslar açıkça savaşı ister ve coşku ile savaşı bekler, ne de insanlar ölümü ister ve coşku ile ölümü bekler. Diğer bir deyişle, uluslar savaşı, insanlar ise ölümü, gerçekte ne kadar yakında olurlarsa olsunlar, olmayacak kadar uzakta görür. Ne var ki, ulusların arka-plan örgütlenme departmanları savaşı daima dikkate alır ve ona göre hazırlıklar yaparken, insanların da bilinç-altı ya da bilinç-dışı dünyasında ölüm kokusu/endişesi daima vardır, fakat insanlar uluslar gibi davranmayıp, endişe ya da korkudan kaçarcasına derhâl günlük yaşama döner. Bireysel özne ile toplumsal özne arasındaki bu yüzeysel farklılığın bizi yanıltmamasına özen göstererek, bu haftaki yazıda gümümüz koşullarında Ortadoğu savaşı ve ülkemizin durumu üzerine birkaç laf etmek istedim.
Savaşın kapıya dayanması, adeta yaşlanan bir insanın artık dünya nimetlerinden elini eteğini çekerek bir hazırlığa girmesine benzetebiliriz. Uluslar savaşı düşünmedikleri ve/veya öngörmedikleri durumda ne kadar savaşa hazır değillerse, ölümü düşünmeyen insanlar da yaşamın son kertesine yaklaşırken malum sona hazırlıklı olamazlar. Ne var ki, yumurta kapıya dayandığında her iki süje de, “artık demir almak zamanı gelmişse bu limandan” ifadesini hatırlatırcasına son hazırlıklara girişir. Ortadoğu’da savaş tamtamları çalarken dahi oldukça sakin kalan, sakin kalmakla da yetinmeyip kurumsal/ideolojik bekası uğruna elinden geleni arkasına koymayan siyasi kadro, savaş kızıştığında “iç cephenin güçlendirilmesi” söylemlerine dönüp, inanırcasına sarılmaya........
