Mayıs ayı ve Türkiye: Cumhuriyetçi birikimin gücü
Serdar Akinan önemli bir gazetecilik yaptı ve şaka yollu da olsa şu soruyu sormamızı kolaylaştırdı: “Sibel Edmonds, 12punto’yu mu okuyor?” Sitemizden haberi falan olmadığı kesindir. Başka bir şey var...
Gelmek istediğimiz yer önemli, ancak önce bazı hatırlatmalar yapalım.
1 Mayıs’ın ardı 19 Mayıs. Onun da ardı 27 Mayıs...
“Bu, bir tesadüf mü?”
Olabilir, ama öyleyse de, güzel bir tesadüf. Birbirlerini tamamlayan tarihler bunlar. İlki, içerdiği talepler nedeniyle, kuşkusuz en radikali, sonrakiler o talepler çerçevesinde belki görece biraz geri, ama yine de tarihsel anlamı büyük, ileri adımlar.
19 Mayıs’a geliyoruz. “Kutsal İsyan”ın başlatıldığı tarih. Birileri bu historiyografiyi hep hatırlayacak ve hatırlatacak. Kaçınılmaz. Türkiye halkının çoğunluğu bu isyanı ve onun ilerici sonuçlarını, başta laiklik ve bağımsızlık olmak üzere, büyük ölçüde içselleştirmiş durumda.
Biz başka bir yerden girelim. “1923”, tarihsel bir haklılığa mı dayanıyordu, yoksa bir anomali miydi?
Buna her türlü dincinin, Türkçü, Kürtçü ve liberalin, eğer görüşlerinde samimiyseler “anomaliydi” yanıtı vereceği kesindir. Dürüstseler, bu cumhuriyetin doğmaması gereken bir çocuk olduğunu söylerler. Kuşkusuz söylemezler. Fakat sonuçta hepsi “Türkiye 1923”ten şikâyetçidir. Komünistler hariç tüm siyasi akımlar bu tarihsel ilerleme adımı karşısında kuşkuludur.
Sadece sosyalistler/komünistler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun tarihsel bir haklılığın ürünü olduğunu savundular. Tarih içindeki bu ileri projeyi daha ileriye taşıyacaklarını ilan ettiler. Bu nedenle de anomalistlerle ölümüne çatıştılar.
Cumhuriyeti bir parantez olarak görenlerin kuyruk acısı burada.
“Türkiye 1923”ü hak edilmemiş, kitle tabanı bulunmayan ve felsefi birikimin sonucu da olmayan bir anomali olarak damgalayanların hepsi akrabadır. Fakat solun devrimci kanatlarının, sosyalistlerin ve komünistlerin de akraba olduklarını hatırlamalarında yarar var.
Neyse, bunlar çok önemli değil. Önemli olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir boşluğa doğmamış olmasının kabul edilmesidir.
Kuruluşun nasıl bir temeli vardı ki, örneğin Almanya’da Hitler’in yaptığını, yapabildiğini, Alman halkını neredeyse bire kadar kırmasının yani nazileştirmesinin bir benzerini Türkiye’de sağ iktidarlar başaramadı? Türkiye........
