Güneş eritmiyor, ayaz donduruyor!
Fon krizinin yansımaları devam ediyor. Borsa İstanbul haftayı kayıpla kapatırken, sermaye piyasalarındaki sarsıntının etkileri farklı boyutlara erişiyor. Geçmiş işlemler sorgulanıyor. Binlerce küçük yatırımcının birikiminin hiç edilmesi şöyle dursun, usulsüzlüklerin kanıksanması sonucunda sisteme güven tükeniyor. Halk tedirgin halde olan biteni izliyor.
Geçen hafta ekonomide tehlikenin farkında mısınız diye sormuş ve ülkenin reel üretim gücünün yitirilmesine değinerek, on yıllar sonra ilk defa sanayinin milli gelirdeki payının ’nin altına düşmesinden bahsetmiştik. Tabi burada önemli olan sektörel değil genel durumdur. Yoksa savunma sanayi gibi belli alanlarda, sektör içi verimlilik tartışmaları bir yana, ilerleme inkâr edilemez. Hoş orda da manzara tekdüze değil. SİHA teknolojisinde başarıların yanında, seri üretimi on yıldan fazla sarkan Altay Tankı gibi başarısızlıklar da bulunuyor. Ancak şurası kesin ki, genele baktığımızda, Türkiye sanayisizleşiyor ve bu gidişat Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısını da olumsuz yönde dönüştürüyor.
Erken sanayisizleşme ile birlikte toplumun reel üretim dışı alanlara yönelmesi ve bireylerin sisteme güven duygusunun zedelenmesi doğru orantılı. Nitekim emeğe, üretime değer verilmediğini gören bu alandan çıkıyor. Çıkış arttıkça büyük bir işsizlik dalgası oluşuyor. İnsanlar o dev dalgada boğulmamak için farklı seçeneklere sürükleniyor ve büyük siyasal iktisatçı Susan Strange’in yıllar önce yaptığı tanımla‘kumarhane kapitalizmi’ şeklinde işleyen finansal piyasaların kucağına kolaylıkla düşüyor. Maalesef çoğunu güzel bir son beklemiyor.
Halkın finansal araçlara yönelimi son zamanlarda iyice artıyor. Kripto varlıklardan tutun, albenili yatırım fonlarına ve tabi ki vadeli/kaldıraçlı işlemlere kadar her enstrüman alıcı buluyor. Amaç, elbette bir anda köşeyi dönmek! ‘Ahmet aylar içinde milyarder, Ayşe haftalar içinde........
