Kemal Kılıçdarğlu'na açık çağrı: "Bu işi kökünden hallet!"
YAZI : ALİ ADNAN ASLANÜlkemiz neyi yaşıyor ve yaşadıklarına neden hâlâ şaşıranlar var?
Ülkemizin yaşadığı şey; adım adım değil, koşa koşa; bilimden, hukuktan, varlıktan, ahlaktan ve demokrasiden uzaklaşarak, yakalamak istediği aydınlıktan zifiri ve belirsiz bir karanlığa doğru ışık hızında ilerlemesidir.
Peki bunu kimler istiyor ve kimler yapıyor?
Bu değişimi isteyenlerin kim olduğunu, hangi güçlerin hangi nedenlerle istediğini birçoğumuz biliyor, anlıyor ve tahmin ediyoruz. Ayrıca bunlar gizli de değil; yazılıyor, çiziliyor, açık açık söyleniyor, hatta tavsiyelerde bile bulunuluyor.
Aslında olaylara gerçekçi bakacak olursak, bu karanlığa koşuş son 25 yılın olayı değil; 1946'da başlayan bir koşudur. Bu konu apayrı bir tartışma konusu olduğundan, şimdilik burada bu kadarıyla yetinelim.
CHP KURULTAYI VE 'KEMAL ABİMİZİN' İNCİNİŞİ
Bugün Türkiye'nin gündeminde CHP kurultayı var. Neden var? Çünkü "Kemal abimizin" ihtirası var; Kemal abimiz incinmiş.
Ne olmuş da incinmiş?
Kendisinin getirdiği, hak etsinler veya etmesinler partide çeşitli kademelere yerleştirdiği insanlar, kendi elleriyle yazdırdığı delegelere rüşvetler vererek kendisi aleyhine oy kullandırmışlar. Ve onu koltuktan indirmişler. Çok yazık!
Üstelik yine kendisinin AKP'den getirip elleriyle CHP'den aday yaptığı biri, "Bu kongrede hile var" deyip yargıya gitmiş. Yargı da kararını verince sevinmiş Kemal abimiz, polisle kapıya dayanmış. Bir de bunun ne kadar normal olduğunu çıkmış anlatmaya çalışıyor. Herhâlde bu milletin aklını kendi aklına denk sayıyor.
Bugüne kadar CHP kurultaylarında ve aday tespitlerinde kimlerin neler yaptığının, Kemal Bey'in şu anda suçladığı yöneticilerin ve yanında bulunanların o dönem yine Kemal Bey'in gölgesi altında neler çevirdiğinin bilinmediği mi düşünülüyor?
BAŞARI HİKAYESİ Mİ SOSYOLOJİK DAYANAK MI?
Aslında, "Kemal Kılıçdaroğlu'nun hikayesi nedir?" diye sorulsa, baştan aşağı bir başarı hikayesinden bahsedilemez. Kemal Bey'in o makama getirilmesi, anlaşılan o ki öyle bir ihtiyacın olmasından kaynaklanmıştır. Zaman bize bunu göstermiştir. Artık bu ihtiyaçların kimin, hangi nedenle ihtiyacı olduğu da ayrı bir tartışma konusudur.
Kılıçdaroğlu'nun bu kadar başarısızlığa rağmen CHP'nin başında kalmasının ana nedeni, sosyolojik bir tabana dayanmış olmasıdır. Ancak şimdi görülüyor ki, o dayandığı tabanın hiçbir beklentisine cevap veremediği gibi, o tabanın kültüründen de bir şey almamış.
Çünkü o tabanın, yani Alevi tabanının birçok erdemi kapsayan geleneğinde ve kültüründe "hata görürsen ört" gibi temel değerler vardır. Değerlerden pek nasibini alamadığı ama o tabanın oylarını ısrarla istediği........
