İran'dan kahramanlık hikayesi değil maliyet hesabı çıktı!
ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırının üzerinden on gün geçti.
Ekranların başında savaşla yatıp savaşla kalkıyoruz. Meselenin insani boyutu kelimenin tam anlamıyla içler acısı. Dünyanın gözleri önünde bir trajedi yaşanıyor, insanlığın vicdanı kanıyor.
Bu, üç beş aklı evvel dışında kimsenin onaylamadığı bir savaş.
İran’daki Orta Çağ rejimini eleştirme hakkımız elbette saklı. Amma velâkin mollalara karşı olmak, bu emperyalist saldırganlığa sessiz kalacağımız anlamına gelmez.
28 Şubat’tan bu yana İran çok ağır darbeler aldı. Dinî liderini ve üst düzey askerlerini kaybetti. Başta Tahran olmak üzere büyük şehirleri bombaların ve füzelerin hedefi oldu. Telekomünikasyon altyapısı, sanayi tesisleri ve kamu binaları ciddi hasar gördü.
Ama buna rağmen direnmeye devam ediyor.
Bütün bunlara bakınca Trump için de işlerin tam olarak yolunda gittiğini söylemek zor. “Bu iş ha bitti ha bitecek” havasında, sağda solda rahat rahat arzı endam ediyor.
Fakat İran çakırga dikeni gibi…
Sağını solunu çiziyor, kanatıyor, canını yakıyor.
Dolayısıyla bugün geldiğimiz noktada İran meselesinden bir kahramanlık hikâyesi çıkarmasının artık sadece iyimser bir yanılgı değil, gerçek dışı bir beklenti olduğunu görüyoruz.
Üstelik savaşın ekonomik faturası şimdiden büyümeye başladı.
Özellikle petrol fiyatlarındaki sert artış Trump’ın hesaplarını altüst etmiş durumda. Çevresindeki risklerin artmasıyla petrol fiyatları varil başına neredeyse 120 dolara dayandı. Son dört yılın en yüksek seviyesine çıktı.
Bu tablo yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel ekonomiyi de sarsıyor.
Petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon beklentilerini yukarı çekiyor. Gelişmiş ekonomiler için yeniden bir stagflasyon ihtimali konuşulmaya başlandı.
Bunun faturası elbette ABD’li tüketicilere de yansıyor. Enerji maliyetleri artıyor, üretim ve taşımacılık giderleri yükseliyor,........
