'PKK kalmadı, dindar-laik kutuplaşması verelim'
İktidarının devamı mümkün kılmak için bugüne kadar şapkasından çıkardığı tavşanlar bir türlü bitmedi, yakın vadede bitecek gibi de görünmüyor.
Kimse boşuna umutlanmasın.
Düne kadar, “Bunlar, terör örgütü ile işbirliği yapıyor” diye CHP'yi yerden yere vuruyordu; ta ki siyasetin matematiği, - siz ona Meclis aritmetiği diyebilirsiniz – Saray’daki koltuğunda oturabilmesi için DEM'cilere muhtaç olduğunu gösterene kadar.
Oysa elindeki en kuvvetli kutuplaştırma aracı, muhalefeti “terörle iltisaklı” gösterme stratejisiydi.
PKK üzerinden yürüyor, böylece milliyetçi muhafazakar tayfayı kolayca tahkim edebiliyordu. Hele CHP'de terör örgütüne her fırsatta nağme yapan etnikçi, mezhepçi tayfa Şam'da kayısı gibiydi.
CHP'yi PKK ile yanyana koydu mu, gerisini fazla düşünmüyordu; bu siyaseti şimdiye kadar hep sonuç vermişti.
Özellikle Kürt meselesini ve PKK başlığını sürekli gündemde tuttu. Fakat son dönemde bu söylemin dozunu düşürdü.
Sanki o kart, şimdilik masanın altına çekilmiş gibi.
Daha açık yazalım; moda tabiriyle “Terörsüz Türkiye” diye ittirdikleri ve Kürtçülerle cümbür cemaat halvet oldukları “süreç” başlayınca stratejisini değiştirdi, değiştirmek mecburiyetinde kaldı.
Hem Kürtçülerle iş tutup hem de CHP'yi PKK ile işbirliği yaptığı için suçlamanın bir mantığı olmayacağından tornistan etti.
Bundan sonra CHP'yi PKK üzerinden sopalamanın bir anlamı yoktu; o sebeple eski defterleri karıştırmaya başladı.
Gelin yakın gözlüğümüzü takalım.
Emri hak vaki olmadan önce bu işi kesin kes halletme niyetinde, gizli saklı değil; “Cumhurbaşkanı” olarak kalabilmesi, Anayasa değişikliğine, Anayasa değişikliği de DEM'cilerin istediklerinin yerine getirilmesine bağlı.
İslamcı-Kürtçü bir federasyona giden yolun taşlarını adım adım döşüyorlar.
Bunları zaten herkes biliyor.
Bizim de anlatmaktan dilimizde tüy bitti ama buradaki asıl kritik mesele her bir satırı üzerinde ince ince hesap yaptığı formülasyonun iktidarını sürmesini garanti altına alacak kadar kuvvetli olmaması.
Meclis'te işler daha kolay ama ya bir erken seçime mecbur kalırsa...
İşte zurnanın zırt dediği yer burası.
Çünkü, dengeler bıçak sırtı.
Yer yarılsa, dünya yıkılsa, gök kubbe başımıza geçse yine de bir tuğlanın bile eksilmeyeceğini düşündüğü yüzde 30'un üzerine nereden ne koyarım diye kafasında kırk tilki dolaştırıyor ama üzerine DEM'cileri, MHP'lileri, BBP'lileri, Hüda-Par'lıları eklese de, yine ucu ucuna.
Kaldı ki, kararsız seçmenler ile “erken seçim” isteyenlerin oranı kendisi için korkutucu seviyede. Bu oranla birlikte risk artıyor. Ne yapıp ne edip onları kafeslemek mecburiyeti olduğunu biliyor.
Hasılı kelam, bugünkü siyasi, sosyal tablo yarınki planlamaları açısından pek hayra alamet değil.
Memleketin çivisi çıktı demeyelim ama çıktı çıkacak.
Lafı uzatmadan; yandaşlarına, sonradan görme beslemelere, iktidarın nimetlerinden sonuna kadar yararlanan azgın azınlığa sermaye transferi yapmak için sosyo-ekonomik dengeleri öyle bozdu........
