Paris’in kokuları
19’uncu yüzyıl sonunda Paris şehri büyümüş ve artan nüfusunun taleplerine karşılık veremez hale gelmişti. Dönemin Londra ve New York’unda olduğu gibi Paris sokakları da yürümenin hatta nefes almanın bile zor olduğu pis ve berbat bir koku içindeydi.
1881 yılında, şehri yönetenler “Paris’in kokuları” adını verdikleri bir çalışma bile yaptırmışlar; sokaklara evlerden atılan insan pisliği, çöpler ve at pisliklerinden gelen kokular ile birlikte fazla yıkanma imkânı bulamayan insanlardan çıkan kokuların da sınıflandırılmasını içeren bir çalışma oluşturmuşlardı.
Bu pislik, gayet tabii ki sık patlayan salgın hastalıkları da davet eden bir durumdu ve hızla kontrolden çıkmaktaydı. Şehre yeni planlama, yeni bulvarlar ve mimari getirmek ile görevlendirilen Houssmann, aynı zamanda “Prefecture of Seine” olarak atanmış yani Sen Nehri bölgesinin planlanma işi de ona verilmişti.
Houssmann yeni bir mimari görünüm verdiği şehrin yaşayabilmesi için sadece görünen yüzünün değil toprak altının da düzenlenmesi gerektiğini biliyordu. Yani modern şehrin yükünü kaldırabilecek yeni bir kanalizasyon sistemi gerekiyordu; bu işe de girişildi.
***
O güne kadar şehir sokaklarında biriktirilen dışkı, ertesi gün görevliler tarafından toplanıp daha sonra tarımda gübre olarak kullanılıyordu.
Bu gübreye “gece toprağı” adı bile verilmişti. Şehrin büyüyen nüfusu artık bu yöntemin sürdürülmesine imkân tanımıyordu. Yeni gelen burjuva sınıfı ve orta sınıflar modern şehirde artık bu........
