menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kösedere’den Dünyaya: Şükran Kandıralı Fenomeni

9 0
28.07.2026

Bir ülkenin dünyadaki etkisi yalnızca ekonomik büyüklüğüyle, ihracat rakamlarıyla ya da askerî gücüyle ölçülmez. Bazen küçük bir köy, büyük şehirlerin başaramadığını başarır; bazen unutulmaya yüz tutmuş bir yemek, milyonlarca liralık tanıtım kampanyalarından daha güçlü bir kültür elçisine dönüşebilir.

İtalya’nın Parma’sı, Fransa’nın Provence’ı, İspanya’nın Bask Bölgesi ya da Japonya’nın küçük kıyı kasabaları bunun en güzel örnekleridir. Bu bölgeler yalnızca iyi yemek yapmadılar; yaşadıkları coğrafyayı, üreticilerini, geleneklerini ve yaşam biçimlerini bir marka hâline getirdiler. Bugün insanlar oralara sadece yemek yemeye değil, bir hikâyeyi, bir kültürü ve bir yaşam tarzını deneyimlemeye gidiyor.

Oysa Türkiye’nin de buna benzer, hatta belki daha güçlü hikâyeleri var. Yeterince anlatamadığımız hikâyeler…

Geçtiğimiz günlerde Karaburun Yarımadası’nın Kösedere Köyü’nde geçirdiğim birkaç gün bana bunu bir kez daha düşündürdü.

İzmir’e yaklaşık bir saat, Urla’ya yarım saat uzaklıktaki Kösedere, ilk bakışta Ege’nin onlarca köyünden biri gibi görünüyor. Taş evleri, dar sokakları, zeytinlikleri ve dingin hayatıyla gösterişsiz bir yerleşim. Onu farklı yapan kartpostallık manzaralarından çok insanlarının üretme azmi, köklerine bağlılığı ve sahip oldukları kültürel mirası geleceğe taşıma çabası.

Bu yazı da işte o çabanın en dikkat çekici temsilcilerinden biri üzerine.

Bir Köy Kahvesinden Doğan Hayal

Şükran Kandıralı’nı yalnızca başarılı bir restoran işletmecisi olarak tanımlamak eksik olur. O aynı zamanda Karaburun mutfağının araştırmacısı, yerel ürünlerin yılmaz savunucusu, kadın girişimciliğinin güçlü bir temsilcisi ve farkında olmadan Türkiye’nin gastronomi diplomasisine katkı sunan sessiz kültür elçilerinden biri.

Bugün birçok kişinin özellikle ziyaret ettiği mütevazı Mavi Boncuk Gurme Restoranı’nın hikâyesi büyük sermayeyle başlamadı.

Bir köy kahvesiyle başladı.

Kadınların köy kahvesi işletmesinin alışılmış olmadığı yıllarda cesur bir adım attı. Kaliteyi, samimiyeti ve özeni merkeze koydu. En iyi malzemeyi bulmaya çalıştı, ev yemeklerini titizlikle hazırladı ve insanların yeniden gelmek isteyeceği sıcak bir ortam oluşturdu.

Bugün işletme okullarında “müşteri deneyimi” diye anlatılan pek çok ilkeyi, yıllar önce sezgileriyle uyguluyordu.

Onun başarısının temelinde büyük bir yatırım değil, büyük bir merak vardı.

Dünyayı Geziyor, Ama Köklerinden Kopmuyor

Şükran Kandıralı’nı farklı yapan yalnızca mutfaktaki başarısı değil.

Merakı.

Öğrenme tutkusu.

İmkânları ölçüsünde, çoğu zaman da bütçesini zorlayarak her yıl mutlaka yurt dışına çıkıyor. Tatil yapmak için değil; yeni tatlar keşfetmek, farklı mutfakları anlamak ve kendini geliştirmek için.

Londra’da Gordon Ramsay’nin mutfağında yalnızca........

© 10 Haber