menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ekrem İmamoğlu Fenomeni: Siyasi Mağduriyet mi, Yeni Güç Dalgası mı?

33 0
21.05.2026

Türk siyasetinde bazı liderler seçim kazanarak yükselir…Bazıları sistemle mücadele ederek…Bazıları ise toplumun değişim arzularının, kaygılarının ve umutlarının taşıyıcısı hâline gelerek büyür.

Ekrem İmamoğlu bugün tam da böyle bir kavşağın merkezinde duruyor. Onun etrafındaki tartışma artık yalnızca İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı meselesi değil.

Bu tartışma giderek Türkiye’nin siyasi geleceği, Erdoğan sonrası dönem ve ülkenin nasıl bir liderliği kabul edeceği — ya da reddedeceği — sorusuna dönüşmüş durumda.

Destekçileri için İmamoğlu demokratik yenilenmeyi, kuşak değişimini ve yıllardır süren kutuplaşmanın ardından daha yumuşak bir siyasi dili temsil ediyor.

Eleştirenleri için ise fazla hızlı yükselmiş, dikkatle inşa edilmiş ve belki de yeterince sınanmamış hırslı bir siyasi aktör.

Ama artık inkâr edilemeyecek bir gerçek var: İmamoğlu sıradan bir belediye siyasetçisi olmaktan çıktı.

O artık bir siyasi fenomene dönüştü.

CHP Tabanının Ötesinde Neden Karşılık Buldu?

2019 İstanbul seçimlerinden sonra İmamoğlu modern Türk siyasetinde nadir görülen bir şeyi başardı:

En azından kısmen de olsa kendi partisinin katı ideolojik sınırlarını aşabildi.

Daha genç görünüyordu.

Daha şehirliydi.

Daha konuşulabilir bir profildi.

İdeolojik sertlik yerine daha kapsayıcı bir ton kullanıyordu.

Ve uzun süredir gerilim, kutuplaşma ve kültürel çatışma eksenine sıkışmış Türk siyasetinde farklı bir ruh hâli pazarlamaya çalışıyordu.

Onun yükselişini açıklayan asıl unsur da ideolojiden çok buydu.

Erdoğan ile Neden Karşılaştırılıyor?

Birçok kişi — hatta muhalefetin içinde bile bazı çevreler — İmamoğlu’nu Recep Tayyip Erdoğan ile karşılaştırıyor.

Bu yalnızca her ikisinin de Karadenizli olması ya da belediye başkanlığından yükselmeleriyle ilgili değil.

Gözlemcilerin dikkat çektiği daha derin benzerlikler var:

Güçlü siyasi içgüdü…

Kalabalık psikolojisini okuyabilme yeteneği…

Mağduriyeti siyasi enerjiye dönüştürebilme kapasitesi…

Ve belki de en önemlisi, doğal liderlik hissi verme becerisi…

Bu nedenle bazı eleştirmenler rahatsız edici bir soruyu soruyor:

“Bugün daha uzlaşmacı ve kapsayıcı görünen İmamoğlu, yarın ulusal gücü tamamen eline geçirirse aynı kişi olarak mı kalır?”

Bunun cevabını bugün kimse kesin olarak veremez.

Ama Türk siyasi tarihi bu soruyu sormayı haklı çıkaracak kadar çok örnek barındırıyor.

Türkiye’de güç çoğu zaman liderlerin sistemi dönüştürmesinden çok, sistemin liderleri dönüştürmesine yol açtı.

“Derinlik” Tartışması

İmamoğlu’na yöneltilen en temel........

© 10 Haber