menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Okuyucusu Cumhuriyet’i Neden O Kadar Kolay Terk Etmişti?

73 0
23.07.2026

Okuyucusu Cumhuriyet’i Neden O Kadar Kolay Terk Etmişti?

Bugünlerde Cumhuriyet Halk Partisi’nde yaşanmakta olan yüz binlerin göçünü izlerken, aklıma konuyla birebir benzerliği hiç bulunmayan, bundan 35 yıl önce yaşanan bir bölünme geldi.

Bugün Türkiye’nin ortanca yaşı 35. Yani nüfusumuzun yarısı için onlar henüz doğmadan önce yaşanmış, yaşı daha büyük olanlar açısından ise aslında pek az kişinin önemsediği bir olayı bugün anlatmaya kalkmak ne kadar anlamlı bir çabadır bilemedim ama az okunmasını göze alarak yine de bu yazıyı yazıyorum.

Ben gazeteciliğe 1979’da Cumhuriyet gazetesinde başladım. 12 Eylül darbesinden kısa süre sonra gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Oktay Kurtböke’nin yerine Hasan Cemal genel yayın yönetmeni olarak geldi ve Cumhuriyet’in köklü değişimi başladı.

O yıllar, yani Hasan Cemal’in Cumhuriyet’i yönettiği kabaca 10 yıl, hep büyük başarı dönemi olarak görülür medya esnafı arasında ama bu başarıyı analiz edeni pek az olmuştur.

Cumhuriyet, eski deyimle bir “fikir” gazetesi. O fikir, gazetenin köşe yazarları tarafından taşınır; Hasan Cemal gelene kadar haberciliğe de büyük ölçüde yansırdı, haberler de o “fikir” süzgecinden geçirilerek yayımlanırdı yani.

Hasan Cemal, gazeteyi yönetmeye başladığında o “fikir”den çok daha geniş bir dünya olduğunu görüyordu ve gazetesinde o daha geniş dünyaya da yer vermek istiyordu. Bunu yeni köşe yazarlarıyla yapmadı; gazetenin haberciliğini değiştirerek, habercilik yelpazesini genişleterek yaptı.

Böylece Cumhuriyet, uzun çabaların sonunda günlük 150 binin üzerindeki satışlara (hafta sonları ve bazı yazı dizileri sırasında 200 bini de geçtiği oluyordu) kadar yükseldi.

Gazete, sabahları okuyup sonra bir kenara bırakacağınız bir şey gibi algılanmıyordu. Biraz 12 Eylül’den çıkışın da etkisiyle, Türkiye’nin yeniden demokrasiye geçmesinin taşıyıcısı, modernliğin ve Batı tarzı yaşamın temsilcisi gibi de görülüyordu. Satışı, mesela Hürriyet, Günaydın ve Milliyet gibi dönemin devlerinin çok gerisindeydi ama algısı “the gazete” idi.

Sonra, gazete içinde Nadir Nadi’nin ölümünden sonra bir yandan patronaj kavgası, bir yandan da gazetedeki genç kuşak-yaşlı kuşak çatışması bir ideolojik çatışma kılığında ortaya çıktı. Ve Hasan Cemal’in deyimiyle “vazo kırıldı.” Yıl 1991’di.

Gazetenin önde gelen yazarları İlhan Selçuk, Uğur Mumcu gibi isimler ayrıldılar. Ayrılmakla kalmayıp Cumhuriyet’i boykot kampanyası yaptılar. Bu kampanya sonunda gazetenin satışı 50 binin altına geriledi. Sonra biraz toparlandı ama eski günler çok uzaktaydı.

Derken Hasan Cemal ve arkadaşları ayrıldı, yerlerine İlhan Selçuk ve arkadaşları geri geldi. Gazetenin satışı yine toparlanmadı, hep o 40-60 bin arasında kaldı.

Benim ilgimi çeken şey, ansızın Cumhuriyet almaktan vazgeçen 100 bin okuyucu........

© 10 Haber