menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sevgili günlük…

59 0
15.03.2026

12 Mart, Arnavutköy

Burada yazdıklarımdan insanlar mutsuz olduğum sonucunu çıkarıyorlarmış. Bu minvalde birkaç geri bildirim aldım. Oysa ben dünyayla ilgili memnuniyetsizliğimi belirtmeye çalışıyorum sadece. Başka değil. Ben, kendinden memnun, huzurlu bir adamım. 

Doorstep’teyim. Akşamın altı olma halleri. İçeride çok az müşteri var. Hasan mayıs ayında yapacağı tadilatla ilgili notlar alıyor, müzik günün bu saatine uygun mu bilmediğim bir türde. Dışarıdaki masalar dolu. İçerisi loş, neredeyse karanlık. Kahve kokusu burun deliklerimden beynime nüfus ediyor sanki. Rahatlatan, iyi gelen, insanı evinde ve battaniye altında hissettiren huzur veren bir etkisi var. Ben votkagreyfurtumu yudumluyorum. Çalışanlar dükkânın sakinliğinden oldukça memnun gözüküyor. 

Biraz evvel yazdıklarımı yalanlar gibi, içimi bir hüzün kapladı. Hüzün de değil, üzüntü sanki. Bana ne olduğunu, beni neyin üzdüğünü ve insanlardan uzaklaştırdığını bulmak zorundayım. Belki doğrudan eve gitmeli ve insanlardan uzak kalmalıyım. Sanki telaşlıyım. Ama nereye ne yetiştireceğim konusunda hiçbir fikrim yok. Belki de kendime geç kaldım, bilmiyorum ki. Artık tezimden söz bile etmiyorum. Oysa bitirilmeyi bekliyor. Benim onu yazmamı bekliyor. 

Conrad’ın ‘Batılı Gözler Altında’sından sonra yine beni içine alacak ve bırakmak istemeyecek bir roman bulmam lazım. Belki başka bir Conrad romanı, kim bilir. Evde beni........

© 10 Haber