Hâl ilmi ve hüsnühat psikolojisi
Kur’an ayetlerinin mushaf hâline getirilmesiyle eşzamanlı olarak ortaya çıkan ve İslam toplumunda “güzel yazı sanatı” anlamında yerleşik, itibarlı bir karşılığa sahip olan hüsnihat, bizim zamanımızda “sanat”a yüklenen “özgün yaratım” anlayışı içinde, modern sanat kavrayışının yedeğine alınmıştır.
Bugün “geleneksel sanatlar” (?!) tanımına dahil edilerek sanat içinde yeniden asli bir statü kazandırılmaya çalışılan hüsnühattın, “hat yapan” anlamındaki hattat kelimesi “sanatkâr” manasını da ihtiva ettiği hâlde “hüsnihat sanatkârı” vb. tekrar niteliğindeki söyleyişlere konu olması da gösteriyor ki, değişen estetik beğeni şartları içinde o hâlâ hak ettiği yere tam olarak yerleştirilebilmiş değildir.
Maruz kaldığımız kültürel değişmenin bundaki büyük etkisini göz ardı etmiyoruz. Ancak bu değişmeden üretilen olumsuz sonuçların zamanla kanıksanarak zihnî bir tembellik için mazeret hâline getirilmesine yol açmak da istemiyoruz. Bu nedenle, İslam sanatlarında ilk sıraya yerleşmiş bulunan hüsnühat hakkında, çağımızdaki estetik teorileri de hesaba katan yeni bir bakışın ve anlayışın gerekli olduğuna inanıyoruz.
Söz konusu kültürel değişmeye hangi ölçüde maruz kalmış olursak olalım, hüsnühattın kaydî bilgiden ve belge birikiminden mahrum olduğunu ileri süremeyiz. Nitekim Kitâbü’l-Mesâhif müellifi İbn Ebî Dâvûd ile el-Fihrist sahibi en-Nedîm, ilk mushafların yazımına, genel anlamda yazıya, özel olarak da hüsnühata ve hattatlara dair ilk bilgileri derli toplu olarak nakletmişlerdir. Devamında müstakil bir........
