menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Pencereden kar geliyor

62 12
12.02.2025

30 sene önce yazdığım bu yazıyı şu karlı günlerde vatan sathında çalışan bütün sağlık personelimize armağan ediyorum.


Bizim neslin (üniversiteyi 70’ten önce okuyanlar) bariz özelliklerinden biri, memleketi kurtarma yolunda kendisini adamış olmasıydı. Bu kurtarma operasyonunun her düşünce için değişik biçimleri, yorumları vardı. Ama ortak payda bu topraklarda kalmak, buraya hizmet etmek idi. Şimdilerde hangi uyanık (zeki, iyi yetişmiş) gence sorsam:

“Bırak abi yaa, diyor... Bu memlekette bir şey yapılmaz.

İlk fırsatta kapağı dışarı atmaya bakıyorum” şeklinde konuşuyor.

Bu çocuklara hak verelim mi?

Doktor Serap gözlerinin içi gülerek cevaplıyor:

– Viyana’da, Budapeşte’de çalıştım. Oralarda her şey yerli yerinde.

(Sanki Tanpınar’ın şiiri gibi. Her şey yerli yerinde bir dolap uzaklarda / Azapta bir ruh gibi gıcırdıyor durmadan.)

– Memleket hasreti hariç, diyor.

– Nasıl yani, diye soruyorum.

Pencere açık, dışarıda güneş.

Kuledibi’nin dar, kasvetli sokakları. Bir kadın evden eve gerili ipe çamaşır asıyor. Söylediği türkü belli belirsiz bize kadar ulaşıyor:

“Pencereden kar geliyor...”

Doktorla ikimiz cevabı almış gibi gülümsüyoruz.

Sonra ben........

© Yeni Şafak