menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’la savaş kimin savaşı?

37 0
04.03.2026

Geçtiğimiz cumartesi sabahı ABD ve İsrail’in İran lideri Hamaney ve beraberindeki üst düzey yetkilileri hedef almasıyla başlayan savaş, uzun yıllardır devam eden bölgesel jeopolitik mücadeleyi yeni bir aşamaya taşıdı. Amerika’nın nükleer programa odaklanmayı tercih ederek İsrail’in bölgesel mücadelesine temkinli yaklaşma politikasını terk ettiği de kesinleşti. Netanyahu yönetimi, Trump yönetimini İran’la savaşa girmeye razı ederek bölgede mutlak hareket özgürlüğü sağlama çabasını en ileri noktaya taşımayı başardı. Elbette bu savaş ortamının gerek İsrail gerekse Amerika’ya maliyeti hiç de az olmayacak ancak İran’ın kısa vadede daha fazla kaybeden taraf olacağını öngörmek zor değil. Orta ve uzun vadede Amerika ve İsrail’in siyasi meşruiyet krizini iyice derinleştirecek olan bu savaş ortamı, İsrail’in bölgede ana aktör olma çabasını kaba güç kullanımı sayesinde pekiştirebilir ancak bunun Amerika’nın ulusal güvenlik çıkarına hizmet ettiğini söylemek mümkün değil.

AMERİKA NEDEN SAVAŞA GİRDİ?

Başkan Trump’ın ‘askeri operasyonlarla’ ilgili açıklamalarına bakıldığında, İran’ın nükleer silah sahibi olma çabası, balistik füze programı ve uzun yıllardır Amerika’yı hedef alan aktivitelerine son vermek savaşın ana hedefi olarak sunuluyordu. Trump bu operasyonların İran halkının rejime karşı ayaklanması için bir fırsat sunduğunu ifade ederek rejim değişikliği hedefinin de savaşın bir parçası olduğunu belirtmiş oldu. Ancak bu siyasi hedefleri hayata geçirecek ‘askeri hedef’ net olarak ortaya koyulmadığı için ciddi bir kafa karışıklığı söz konusu oldu. Trump Amerikan ulusal güvenliğinin yakın bir tehdit altında olduğunu ifade ederek anayasanın verdiği güç kullanma yetkisini öne çıkarırken Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İsrail’in saldıracağını bildiklerini ve bunun Amerikan askerlerine saldırıyı tetikleyeceği için ön almak üzere harekete geçtiklerini söyledi. Başkan Yardımcısı J.D. Vance ucu açık bir savaş olmayacağını, Savaş Bakanı Pete Hegseth de rejim değişikliği savaşı yürütmediklerini söyleme ihtiyacı duydu.

Trump yönetiminin bu açıklamalarını hem savaşa İsrail tarafından sürüklendiklerinin hem de İran’ın beklediklerinden daha farklı bir cevap verdiğinin itirafı gibi okumak mümkün. Geçtiğimiz yılın haziran ayındaki 12 gün savaşı, Trump’ın verdiği 60 günlük sürenin bitişinde İsrail’in saldırısıyla başlamıştı. Trump nükleer tesisleri tamamen ortadan kaldırdığını iddia eden bir beyanla çatışmayı hızlıca sona erdirmişti. Ancak bu sefer iç siyaset........

© Yeni Şafak