Türkiye NATO’dan çıkmalı mı?
Dünya yeni bir kırılma döneminden geçiyor. Güç dengeleri değişiyor, eski ittifaklar sorgulanıyor, yeni blok arayışları hız kazanıyor. Tam da böyle bir dönemde Türkiye'nin en kritik sorularından biri yeniden gündemde: NATO'da kalmalı mıyız, yoksa çıkıp kendi yolumuzu mu çizmeliyiz? Bu soruya artık klasik reflekslerle cevap vermek mümkün değil. Çünkü NATO dediğimiz yapı, Soğuk Savaş'ın ürünüdür. O dönemde Sovyet tehdidine karşı kurulan bu ittifak, bugün aynı anlamı taşımıyor. NATO'nun kurulduğu dönemin koşulları ile bugünün koşulları aynı değildir. Değişen dünya düzeni ve bölgesel dengeler, özellikle Ortadoğu'daki savaşların ardından yeni yapılanmaları zorunlu kılmıştır. Hatta son gelişmeler gösteriyor ki NATO artık bir "ortak savunma örgütü" olmaktan ziyade, belirli güç merkezlerinin çıkarlarını önceleyen bir yapıya dönüşmüştür. Somut olarak son krizlerde bunu açıkça gördük.
Peki Türkiye açısından mesele nedir?
Türkiye NATO'ya girdiği günden bu yana gerçekten eşit bir ortak mı olmuştur, yoksa sistemin periferisinde tutulan bir ülke mi? Bugün bu soruyu sormak zorundayız. Çünkü sahadaki gerçekler oldukça çarpıcıdır. İncirlik Üssü… Malatya Kürecik Radar Üssü… Bu üsler NATO şemsiyesi altında faaliyet gösteriyor gibi görünse de fiilî durumda kimin kontrolünde olduğu tartışmalıdır. Bu üslerin Türkiye'nin milli güvenliğine mi yoksa ABD'nin küresel stratejilerine mi hizmet ettiği sorusu cevapsız bırakılmaktadır. Daha da önemlisi şu sorudur: Eğer NATO........
