Sumud filosundan gözümüzü ayırmıyoruz
Malumu olduğumuz üzere üç yıla yaklaşan süredir Gazze insafsızca bir habis işgalci örgüt tarafından katlediliyor. 1948’den beri şiddetini arttırarak saldıran ve yok eden bu örgüt son yıllarda artık dünya kamuoyunun da olan bitene isyan ettiği noktaya gelmiştir. Devletlerin ellerinin kollarının siyonizmin ağları ile bağlandığını geç de olsa anlayan halkların kendisi elini taşın altına koyma gereğini duymuştur. Şu an 70’den fazla ülkenin filoları yolda. Üç gün önce dinlenme noktası olan İtalya’dan ayrılan tekneler Akdeniz’den Gazze’ye doğru yol almaktadırlar. Biz bu satıları yazarken sizler okurken filo yoluna devam ediyor. Filonun toplamında Türk aktivistlerin oranı yüzde 10. Bu da Türkler olarak bu delegasyonda güçlü bir ağırlığımızın olduğunu gösteriyor. Filo ilerlerken Akdeniz limanlarından ara ara aktivist katılımları da olacağı bilgisini verelim. Bu sefer ablukanın kırılacağını ve Gazze’ye aktivistlerin ulaşarak Filistinlilerle kucaklaşacağına inanıyoruz. Zaten Filistin için hiç vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. Global Sumud filosu Türk karar vericileri çok güzel bir karar aldırmışlar, inşallah olur. Gazze’ye vardıklarında bütün tekneleri Filistinlilere bağışlayacaklarmış. Balık tutup geçimlerini sağlamaları için çok kıymetli bir hareket olacak.
Bu arada bugün Buluşma Noktası sayfası olarak size Sumud nedir, ne değildir başlığı ile bir bilgilendirme sayfası hazırladım. Daha detaylı bilgi için sayfasını da ziyaret edebilirsiniz. Dediğim gibi gözümüz hem denizdeki hem de karadaki filoda olsun. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Global Sumud Filosu nedir ne değildir?
Global Sumud hareketi nasıl doğmuştur amacı nedir?
Gazze’deki Filistinlilerin yükselen yardım çağrısına bir yanıt olarak doğan, gücünü Filistinli aktörlerin öncülüğünden alan Filo dünya genelinde halk hareketlerinin desteği ile oluşturulmuştur. Global Sumud Filosu’nun hedefi tüm bu denizden ve karadan yapılacak girişimleri geçici eylemler olmaktan çıkarıp kalıcı bir siyasi etkiye ve küresel adalet mücadelesi için tekrarlanabilir bir modele dönüştürmektir. Filistin karasuları ve toprakları üzerindeki egemenliğin sadece Filistin halkına ait olduğunu açık ve cesursa ortaya koymak için yola çıkan bir harekettir. Bu son cümle aslında Global Sumud Filosu’nun tek seferlik bir eylem hareketinin ötesinde, insanlığa karşı işlenen suçlara topyekûn bir vicdani hareketin, doğal tepkisel bir dışavurum olduğunu açıklamaktadır.
Hareketi oluşturanlar kimlerdir?
Her şeyden önce hiçbir devletin güdümünde olmayan siyasi ajandası olmayan tamamıyla sivil bir harekettir. Her türlü dini, etnik, siyasi partinin üzerinde konumlanmış bir oluşumdur. Bu filonun bir parçası olmak için antisiyonist, antiemperyalist, antikolonyalist olmak yeterli ve geçer bir sebeptir. Örgütlenme becerisi ile bir araya gelmiş her meslek grubundan vicdan taşıyan insani bir harekettir.
Global Sumud Hareketi sadece bir yardım örgütü müdür?
Hayır. Bu hareket sadece tıbbi malzeme veya insani ihtiyaç malzemesi götüren bir hareket değildir. Bu misyon sadece hukuki ablukayı kırmayı da hedeflemiyor. En önemli tarafı sivil hayatın tekrar inşasında yer almaktır. Bu yüzden bu seferki misyonun ağırlıklı olarak sağlık çalışanları, ekolojik yapı uzmanları, savaş suçu araştırmacıları ve silahsız sivil koruyuculardan oluşmaktadır. Bu hareketin misyonu Filistin’de yerle bir edilen insanlığı tekrar ayağa kaldırmaktır. Bu sadece bir yardım hareketi değil karada ve denizde büyüyen bir seferberlik halidir.
Global Sumud teknik olarak nasıl bir harekettir?
Geçtiğimiz bahar ayında yola çıkan Sumud filosundan alınan güçle bu sene 70’ten fazla ülkeden 70’i aşkın gemi ve binlerce katılımla deniz misyonu harekete geçti. Şu günlerde Barcelona’dan çıkan gemiler İtalya’ya vardılar. İtalya’da bakım, eğitim, ikmal işlerini de tamamlayıp yeniden Akdeniz’e açıldılar. Global Sumud sadece bir deniz hareketi değildir. Global Sumud, Kuzey Afrika kara konvoyu ile 10 Nisan tarihinde deniz hareketine paralel olarak yola çıkan çift yönlü bir harekettir. Moritanya’dan başlayan hareket Cezayir, Tunus, Libya ve Mısır üzerinden Refah kapısına ulaşacaktır. Uluslararası katılımcılar ile Libya’da konvoya katılacaklardır.
Denizde ve karada Global Sumud Hareketinin hedefleri nelerdir?
Öncelikli olarak ablukayı kırmak; Filistin halkının vatan kıyılarına ve dünyaya açılma hakkını savunmaktır.
Temel ihtiyaç malzemelerini ulaştırmak; gıda ve sağlık malzemeleri başta olmak üzere bunun yanında okul malzemeleri gibi ihtiyaçların geniş ölçüde ulaştırılmasını sağlamaktır.
Gazze tıbbi misyon; Hedef binden fazla sağlıkçıyı seferber etmek ve sahra hastanelerinde ayrıca oluşturulacak yeni hastanelere atanmasını sağlamaktır.
Kesintisiz insani yardım koridoru kurmak; Gazze’de siyasi aktörlerden bağımsız sevk ve idare edilecek bir deniz koridorunun oluşturulmasına yol açmaktır.
Gazze’de yaşamı inşa etmek; Gazzelilerin evlerini okullarını ve hastanelerini inşa etme süreçlerinin başında onlara eşlik edecek destek ekiplerinin oluşturulmasını öngörmektedir. Bu sadece fiziksel bir inşa değil aynı zamanda toplumsal dayanışmayı da güçlendirmeyi hedeflemektedir.
Sorumlulardan hesap sorulmasını sağlamak; ablukanın sürmesine zemin hazırlayan uluslararası suç birliklerinin ve zulme sessizliğin görünür kılınması; bu sürece ortak olan aktörlerin hesap vermeye davet edilmesi misyonun önemli bir bölümünü oluşturuyor.
Örgütlü kötülüğe karşı iyiliği örgütlemek; sivil dayanışmanın gücünü ve içindeki cevheri uyandıracak olan bu hareketle insanlığı iyiliğin güzelliğine, huzuruna çekmek. Böylelikle de insanın iyilik için savaşmanın değer olduğunu sivil hareketle göstermek. Toplulukları ve bireyleri esas ihtiyacımız olan bu birlikteliğe çağırarak kötülüğün karşısında yer almak.
Global Sumud filosunun paydaşları kimlerdir?
2025 Global Sumud Filosu dört temel ortak kuruluş üzerine inşa edilmiştir: Global Movement to Gaza, Sumud Nusantara, The People's Flotilla Movement ve Magrip Sumud Filosu. İki müttefik kuruluş olan FFC (Freedom Flotilla Coalition) ve Thousand Madleens ile 2026 Bahar misyonu; Filistin’in özgürlüğüne, şiddetsiz doğrudan eyleme ve hükümetler başarısız olduğunda halkların harekete geçmesi gerektiği inancına bağlı olan bir harekettir. Bu harekete yedinci paydaş olarak en son Özgürlük ve Sumud Avrasya inisiyatifi eklenmiştir. Aslında tüm bu hareketlerin kurulmasına sebep olan kurum FFC’dir. FFC, ABD’deki Filistin diasporası tarafından oluşmuştur.
Global Sumud Avrasya İnisiyatifi kimdir?
Merkezi Türkiye’de bulunan; Türk dünyası, Kafkaslar ve Balkanlar'dan gelen sesleri Filistin halkıyla dayanışma içinde birleştiren insani ve sivil bir platformdur. Köklerini Anadolu'nun ve geniş Avrasya dünyasının ortak kültürel hafızasından alan bu girişim; Orta Asya'dan Akdeniz'e bir vicdan koridoru inşa etmektedir. Türkiye’yi temsil eden yapı olan Avrasya inisiyatifi; Balkanlar, Anadolu, Kafkasya ve Türkistan coğrafyasından sorumludur.
Global Sumud Filosunun geçmişteki hareketleri?
Abluka 2008 -2009 yıllarında Free Gaza Movement ile kırıldı:
Toplamda 8 sefer gerçekleştirdi. 22 Ağustos ve 28 Ekim 2008’de abluka iki kez kırıldı. Free Gaza Liberty adlı 2 tekne 17 ülkeden 44 yolcuyla Kıbrıs’tan yola çıktı. 23 Ağustos tarihinde Gazze kıyılarına varıldığında on binlerce Filistinli onları bekliyordu. Ziyaretçiler 6 gün kalarak hastane ve okulları ziyaret ettiler işitme cihazı ve ilaç bıraktılar. İkinci seferde Dignity adlı tekneyi İsrail gemileri takip etse de karşı atakta bulunmadılar ve abluka ikinci kez kırılmış oldu. 3. Seferde parlamenterlerden oluşan yolcular Gazze kıyılarına vararak 1 ton ilaç yardımı bıraktılar. 4. Seferde bir öğrenci grubu yine kıyıya vardı ve 11 Filistinli öğrenciyi yanlarına aldılar. 5. Seferde tekrar abluka kırıldı. Sonraki seferler yolcuların sınır edilmesiyle sonlandı.
2010 yılında Gaza Freedom Filotilla Marmara gemisi 6 ülkeden 750 aktivist ile yola çıkmıştı. Marmara gemisi yola çıktıktan bir süre sonra İsrail güçleri tarafından durduruldu. Gemide yaşanan çatışmada 10 Türk vatandaşımız şehit olmuştu. 22 Mayıs 2010’da Mavi Marmara İstanbul’dan yola çıkmıştı. 2010 Jews Boat to Gaza bu kez Yahudi aktivistler İrene adlı tekne ile yola çıktılar ancak girişim İsrail tarafından engellendi. Aktivistler tutuklandı.
2011 Gaza Freedom Flotilla İsrail hükümeti Yunanistan hükümetine baskı yaparak Haziran ayında 11 Sivil toplum örgütünün sponsor olduğu 9 geminin yola çıkmasını engelledi.
2011 - Dignite Al Karama & Freedom Waves to Gaza, Temmuz 2011’de Fransa 12 gemisi Dignite Al Karama Gazze’ye 65 km mesafede İsrail donanması tarafından ele geçirildi. Kasım 2011’de Tahrir (Kanada) ve MV Saoirse (İrlanda) Fethiye’den yola çıktı; uluslararası sularda durduruldular.
2012 - Estelle,16 Ekim 2012’de 30 yolcusuyla Napoli’den Gazze’ye yola çıkan ‘Estelle’ gemisi, 19 Ekim’de Gazze’ye 50 km mesafede İsrail donanması tarafından ele geçirildi.
2013-2014 -Gaza’s Ark Project, Filistinli işçiler dünyanın desteğiyle 25 metrelik bir balıkçı teknesini kargo gemisine dönüştürüldü 29 Nisan 2014’te İsrail sabotajıyla gemi hasar gördü; 10 Temmuz 2014’te füzeyle vurularak tamamen yandı.
2015 - Gaza Freedom Flotilla 3: Amiral gemi Marianne av Goteborg Mayıs 2015’te İsveç’ten yola çıktı. 17 ülkeden 47 yolcuyla 29 Haziran’da uluslararası sularda İsrail donanması tarafından devrilerek ele geçirildi.
2016 - Women’s Boats to Gaza: Eylul 2016’da Zaytouna ve Amal adlı iki tekne kadın aktivistlerle yola çıktı. Amal motor arızasıyla geri kaldı; Zaytouna 5 Ekim’de Gazze’ye 34 mil mesafede durduruldu. 13 ülkeden 13 yolcu kaçırılıp sınır dışı edildi.
2018 -Just Future for Palestine Flotilla: Temmuz 201S’de Al Awda ve Freedom gemileri Palermo’dan yola çıktı. Her ikisi de uluslararası sularda İsrail donanması tarafından durduruldu; yolcular saldırıya uğradı ve sınır dışı edildi.
2024 - Break the Siege: Nisan 2024’te Anadolu, Conscience ve Akdeniz adlı üç gemi, FFC, IHH ve Mavi Marmara Derneği tarafından 40 Ülkeden yüzlerce katılımcıyla organize edildi. Kalkış günü 26 Nisan’da bayrak devletleri İsrail’in baskısıyla bayrakları geri çekince gemiler hareket edemedi.
2025 - Vicdan Gemisi: Aylarca Haydarpaşa Limanından ayrılmasına izin verilmeyen ‘Vicdan’ gemisi için aktivistler ‘Özgürlük Nöbeti’ kampı kurdu. Nisan 2025 sonu Bizerta’dan hareket eden gemi 2 Mayıs gece yarısı Malta karasuları dışında drone saldırısına uğradı. Aktivistler 5 Mayıs’ta tahliye edildi; gemi onarım için İzmir limanına çekildi.
2025 - Madleen Gemisi: 1 Haziran 2025’te 12 kişilik sivil mürettebatla Sicilya’nın Katanya limanından yola çıktı. 9 Haziran gece üçte İsrail donanması gemiye el koydu. 16 Haziran’da tüm tutuklular serbest bırakılarak sınır dışı edildi.
2025 - Handala Gemisi: 21 aktivist ile 20 Temmuz 2025’te Gazze’ye doğru yola çıktı. Geminin pervanesine halat sarılması ve sülfürik asit bırakılmasıyla sabotaj yapıldı. 26 Temmuz’da uluslararası sularda İsrail donanması gemiye el koydu; 31 Temmuz itibarıyla tüm katılımcılar sınır dışı edildi.
2025 - Global Sumud Flotilla -İlk Misyon: 4 Ağustos 2025’te Tunus’ta yapılan basın toplantısıyla 44 ülkeden yüzlerce katılımcının yer alacağı filo duyuruldu. 8 Eylül’de tekneler Tunus’a ulaşt1. 9 Eylül gece 00:29’da amiral gemisi Family’ye drone saldırısı düzenlendi. Tüm saldırı ve engellemelere karşın filo yoluna devam etti; 1O Eylül’de ikinci drone saldırısıyla karşılaşıldı. Filo uluslararası sularda Siyonist İsrail’in korsan müdahalesine uğradı, aktivistler kaçırıldı, hapse atıldı sonra ülkelerine deport edildi. Tekneler Aştod limanına çekildi. Hukuki mücadele devam ediyor.
Değerler, güven ve toplumsal dönüşüm
Sosyal çürüme, bir toplumun değerler sisteminin zayıflaması, etik normların aşınması ve toplumsal bağların gevşemesiyle ortaya çıkan çok boyutlu bir olgudur. Türkiye bağlamında bu kavram, son yıllarda sıkça tartışılan konular arasında yer almakta ve yalnızca bireysel davranışlar üzerinden değil; ekonomik, siyasal ve kültürel dinamiklerle birlikte ele alınması gerekmektedir.
Türkiye’de sosyal çürümenin en belirgin göstergelerinden biri, toplumsal güvenin azalmasıdır. İnsanlar artık yalnızca kurumlara değil, birbirlerine karşı da daha temkinli ve mesafeli yaklaşmaktadır. Komşuluk ilişkilerinin zayıflaması, dayanışma kültürünün yerini bireysel çıkarların alması bu sürecin önemli işaretlerindendir. Oysa Türk toplumunun geleneksel yapısında yardımlaşma, misafirperverlik ve kolektif bilinç güçlü unsurlar olarak öne çıkmaktaydı. Bu değerlerin giderek zayıflaması, sosyal dokunun çözülmesine zemin hazırlamaktadır.
Ekonomik koşullar da sosyal çürümenin önemli bir belirleyicisidir. Artan hayat pahalılığı, işsizlik ve gelir dağılımındaki adaletsizlik, bireyleri daha fazla rekabetçi ve bazen de etik dışı davranışlara yönlendirebilmektedir. Geçim kaygısı yaşayan bireylerin, ahlaki değerleri ikinci plana atma eğilimi artabilmektedir. Bu durum yalnızca bireysel değil, kurumsal düzeyde de kendini gösterebilir; liyakat yerine kayırmacılığın tercih edilmesi, kamu kaynaklarının etkin kullanılmaması gibi sorunlar toplumsal adalet duygusunu zedelemektedir.
Medyanın ve sosyal medyanın etkisi de göz ardı edilmemelidir. Dijital platformlar, bilgiye hızlı erişim sağlarken aynı zamanda yanlış bilginin yayılmasına, kutuplaşmanın artmasına ve nefret söyleminin normalleşmesine de neden olabilmektedir. Türkiye’de sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte, bireyler arasındaki iletişim dili daha sert ve tahammülsüz bir hale gelebilmektedir. Bu durum, toplumsal uyumu zayıflatmakta ve farklı görüşlere sahip bireyler arasında diyalog kurmayı zorlaştırmaktadır.
Eğitim sistemi de sosyal çürüme tartışmalarında önemli bir yer tutar. Eleştirel düşünme becerisinin yeterince gelişmemesi, etik değerlerin eğitim sürecinde yeterince vurgulanmaması ve fırsat eşitsizlikleri, uzun vadede toplumsal sorunları derinleştirebilir. Eğitim yalnızca akademik başarıyı değil, aynı zamanda iyi bir vatandaş olmayı da öğretmelidir. Bu bağlamda değerler eğitiminin güçlendirilmesi, toplumsal çürümenin önüne geçmede önemli bir araç olabilir.
Siyasal kutuplaşma da Türkiye’de sosyal çürümenin önemli boyutlarından biridir. Farklı görüşlerin bir arada yaşama kültürü yerine, “biz ve onlar” ayrımının keskinleşmesi toplumsal barışı tehdit etmektedir. Oysa demokratik bir toplumda farklılıklar zenginlik olarak görülmeli ve diyalog kanalları açık tutulmalıdır. Kutuplaşmanın artması, ortak değerler etrafında birleşmeyi zorlaştırmakta ve toplumsal bütünlüğü zayıflatmaktadır.
Ancak bu tablo tamamen karamsar değildir. Türkiye’de hâlâ güçlü bir sivil toplum potansiyeli, dayanışma örnekleri ve toplumsal duyarlılık mevcuttur. Doğal afetler, kriz dönemleri veya toplumsal olaylar sırasında insanların bir araya gelerek yardımlaşması, sosyal çürümenin mutlak olmadığını göstermektedir. Bu tür örnekler, toplumun özünde hâlâ güçlü bir dayanışma ruhu taşıdığını ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak, Türkiye’de sosyal çürüme çok yönlü nedenlere dayanan bir süreçtir ve yalnızca bireylerin değil, kurumların ve politikaların da sorumluluğunu içermektedir. Bu sürecin tersine çevrilebilmesi için ekonomik adaletin sağlanması, eğitim sisteminin güçlendirilmesi, medya okuryazarlığının artırılması ve toplumsal diyalogun teşvik edilmesi gerekmektedir. En önemlisi ise, bireylerin kendi davranışlarını sorgulaması ve toplumsal sorumluluk bilinciyle hareket etmesidir. Sosyal çürüme kaçınılmaz bir kader değil; doğru politikalar ve bilinçli bireyler sayesinde aşılabilecek bir sorundur.
