Medreseler, zamanımızın annelerini kölelikten kurtaracaktır
Bir anne düşünelim ki; canından yaratılan ciğerparelerine sarılamıyor, koklayamıyor, ilgilenemiyor, onların ilk telaffuz ettikleri kelimelerden itibaren muvaffak oldukları kelimeleri dinleyemiyor… Anne olduğunu, mürebbiye olduğunu, şefkat abidesi olduğunu, sevgi çağlayanı olduğunu ve en emin sığınak olduğunu unutmuş annelerin hikâyelerinin ne kadar acı ve yürek yakıcı olduğunu; İstanbul’un, Ankara’nın, Mersin’in, Antalya’nın varoşlara dönüşmüş semtlerinde, sinn-i kemale ermeden vahşileşmiş çocuklarını kaybedenlerin gözyaşlarında görebiliyoruz…
Ülkenin en üst yöneticisinden yargıcına, öğretmenine, valisine, vaizine ve şehreminisine kadar; sorumlularını “ağlama duvarına yanaşmış günah çıkartanlar” gibi seyrettiğimiz şu günlerde; şikâyet yerine çözümü, kurtuluşu, ümidi ve güzelliği duymak istiyor, kulaklarımız… Medrese hakikatini anlamadan, kabullenmeden ve konuşmadan ülkenin bu gayyadan kutulamayacağını, acaba ilgililer anlayabildiler mi?
Gayretimiz; doğrunun, güzelin, hakikî kurtuluşun, insaniyetin ve milliyetimizin tedris edileceği evlerdeki öğretmenlerin veya mürebbiyelerin seslerinin duyulmalarına yardımcı olmaktır.
Doğurduğu çocuğa aş ve üst almak için hürriyetlerini kaptırmış anneleri, dünyanın en zalimlerince haraca bağlandıklarını cüzdanlarındaki banka kartlarından öğrendiğimiz annelerin modern köleliğini herkes bilmez. Sabah ezanlarında yavrularına yakalanmamak için evden kaçarken, günboyu işyerinde vicdanî........
