Başkası yapıyor, biz de yapalım!
Her hangi bir ülke fiyat artışlarını kontrol altına alabiliyorsa, vatandaşını zamlardan koruyabiliyorsa bu ülkenin Türkiye olması mümkün değil mi? Mümkündür, olabilir ve de olmalıdır.
Bilindiği üzere fiyat artışları, zamlar ve yüksek enflasyon ülkemizin en büyük dertleri arasında yer alır. Değişik sebeplerle enflasyonun yüzde 100’leri aştığı da olmuştur, tek haneli rakamlara düştüğü de vakidir. O halde istenirse ve gereği yapılırsa bu rakamların yine ve tekrardan tek haneli rakamlara düşmesi imkân dahilindedir. Dolayısı ile hiç kimse deprem hadisesini atıf yaparcasına; “Yüksek enflasyonun çaresi yok. Türkiye yüksek enflasyonla yaşamaya alışmalıdır” diyemez ve dememeli.
Madem dünya üzerinde enflasyonu mağlup eden ülkeler var, biz de aynısı yapabiliriz. Bunun yolu, enflasyonu mağlup eden ülkelerin bu işi nasıl yaptığına bakmakla bulunur. Diyelim ki Almanya ya da Fransa eğer enflasyonu kontrol altına alıyorsa biz de alabiliriz ve almalıyız. Enflasyonla mücadelenin on yolu varsa ilki “israfla mücadele”den geçer. Bir ülke ayağını “yorganına göre/ bütçesine göre/ gelirine göre” uzatmıyorsa o ülkenin enflasyonla mücadele etmesi ve onu mağlup etmesi mümkün olmaz.
Türkiye Cumhuriyeti Ticaret Bakanlığı’nın internet sitesindeki resmî bilgiye bakalım: “Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) yayımladığı anket sonuçlarına göre, geçmiş 12 aylık döneme ilişkin algılanan enflasyonun ortalama değeri Mart 2026’da Şubat 2026’daki %3,0 seviyesinden %3,5’e yükseldi. Diğer taraftan, gelecek 12 aylık döneme ilişkin enflasyon beklentilerinin ortalama değeri Mart ayında Şubat ayına göre %2,5’ten %4,0’a yükselirken, üç yıl sonrasına ilişkin beklentiler ise %2,5’ten %3,0’a çıktı. Tüketiciler, gelecek 12 ay boyunca nominal gelirlerinin %1,2........
