menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Heybemdekiler

12 0
17.10.2026

Çocukluğuma çok giderim. Kolay kolay gelemem oralardan. Doğduğum taş ev. Dedemin atlarıyla yaşadığım...

Yıkılıp gitti çoktan ince nazik biriktirdiklerim nedense! Bu yenilik aşkına neleri feda etmiyoruz ki! Netice? Her şey meydanda... Kâr yoksa ne var ki orada?! 

Eski kalsın ki bir yerlerde, arada gidip hayallerime konayım. İstemiyor birileri yıkıyor, yakıyor, atıyor, yok fiyatına satıyor en fazla.

Kıyamet senaryolarından geçiyoruz belki. Belki koptu da birçok şeyin kıyameti; haberimiz yok. Önü alınamayan bir yangın mı bu karşımızdaki içinde üzerinde titrediğimiz nelerin yandığı.

Hayatın ritmine uzak kalmanın faturası bir tür ölüm değil mi?! Mezar-ı müteharrik bedbahtlığın yaşadığı bir zamanda hayatın solgun yüzü düşüyor aynalara.

Ne ki hayata, hatıralara. hürriyete, ruhaniyete, nuraniyete, insaniyete, kalbe, çiçeklerin tebessümüne, suların zemzemesine, yaprakların hemhemesine, kuşların civcivesine, arıların demdemesine sıkı sıkıya kapalı bir çağın ağından kurtulmak için Otuz Üç Pencere’yi teker teker açmak gerekiyor.

Tebessümle karşıladı beni.

Nereye oturtacağını bilemedi.

Gözü sırtımdaki........

© Yeni Asya