Zekâtla imtihan (1)
Bunları zenginlerden zekât toplamak üzere gönderdi. Burada yaşanmış iki farklı örnekten bahsetmek istiyorum. Birisi zekât emrini “cizye” kabul ederken diğeri mallarını Allah’ın emaneti olarak kabul edip gönül rızasıyla seve seve fazlasıyla verdi. Sonuçta birisinin malı başına bela getirdi. Diğeri ise Resul-i Kibriya’nın (asm) duasına nail oldu. İbretlik örneklere birlikte bakalım:
Medineli fakir Müslümanlardan Salebe b. Hâtıb, Peygamberimize (asm) gelip:
“Yâ Resûlallah! Bana mal vermesi için, Allah'a dua et!" dedi. Peygamberimiz (asm):
“Yazıklar olsun sana ey Salebe! Şükrünü yerine getirebildiğin az mal, şükrünü yerine getiremeyeceğin çok maldan hayırlıdır. Ey Salebe! Hakkını ödeyeceğin az mal, hakkını ödemeye güç yetiremeyeceğin çok maldan hayırlıdır!" buyurdu. Salebe, dönüp gittikten bir süre sonra, geri geldi:
“Yâ Resûlallah! Bana mal vermesi için, Allah'a dua et!" diyerek dileğini tekrarladı. Bunun üzerine, Peygamberimiz (asm):
“Sen Allah'ın Peygamberi gibi davranışlı olmaya razı değil misin? Ben sana en güzel örnek değil miyim? Varlığım kudret elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki; dağların altın ve gümüş olarak benimle birlikte yürümüş olmalarını istemiş olsaydım, muhakkak yürürlerdi!" buyurdu.1 Salebe:
“Yâ Resûlallah! Sen, bana mal vermesi için, Allah'a dua et! Seni hak ile peygamber gönderen Allah'a andolsun ki; sen bana dua edecek olursan, Allah da bana mal verecek olursa her hak sahibine hakkını vereceğim!" dedi.2 Bunun üzerine, Peygamberimiz (asm):
“Ey Allah'ım! Salebe’ye mal ver!" diyerek dua etti.
Salebe bir koyun edindi. Koyun bereketlendi. Medine ona dar geldi ve uzaklaşmak zorunda kaldı. Medine vadilerinden bir vadiye gidip........
