menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Uhuvvet hukuku

5 1
02.02.2026

Hem basîretli, ferâsetli ve her şeyin iyi ve güzel tarafına bakan adam kötülüklerin içinde de bir iyi tarafını bulur, o iyiliği takdir eder. Böylece kadere teslim olur. Hikmeti anlar, hükmüne râm olur. Başına gelen şer ve kötülüğü hafifletmeye veya gidermeye böylece muvaffak olur.

Nur talebeleri hizmet ve davâ arkadaşlarını kendilerine tercih etmekle muvaffakiyete berdevam olmuşlardır. Çünkü davâya sadâkat uhuvvetten geçiyor. Uhuvvete meftun olmak fenafi’l ihvân düsturunu zarûrî kılıyor. Kevser-i Kur’âniye havuzunda eriyeceksin. Tahakküm ve müzâhemete izin yok!

Kötülük düşünen kimsenin gönlünü iltifatla kapabilirsin. Onun akıl, kalb ve ruhunda yeni kapılar açabilirsin. Tahakkümle değil, lütufla ıslahına çalışabilirsin. O zaman bahtiyar olma sıfatına lâyık olursun.

Öfke zamanında “öfkelerini yutanlar” hükmü gereğince hürmet ve merhamet ne güzel haslettir. Çünkü “Din ve dava kardeşinden gelen acı; tatlıdır, hakáret, takdir; tokat, şefkattir, tükürük; misk-u amberdir.” Bu da Nur-u Kur’ân hizmetkârlığının şiarı ve şe’nidir.

Dünyada mağrur olan kimse din yolunda........

© Yeni Asya