NATO kimin başına çorap örecek?
NATO Zirvesi öncesinde Ankara adeta yeniden inşa edildi. Caddeler temizlendi, yollar düzenlendi, duvarlar boyandı. Mansur Yavaş, belediye hizmetleri konusunda uzun zamandır iktidar partisinden görmediği ölçüde bir destek buldu.
Resmî kurumlar tatil edildi, şehir büyük ölçüde boşaltıldı. Başıboş köpekler toplandı.
Zirveyi takip edecek basın mensuplarına akreditasyon verilirken yandaş-muhalif ayrımı yapıldığı yönünde ciddi iddialar ortaya atıldı. İlginç olan ise bu uygulamanın sorumluluğunu ne Cumhurbaşkanlığı ne de NATO’nun üstlenmemesiydi. (Belki de sorumlusu CHP’dir!)
Eylem yapabilecekleri gerekçesiyle, aralarında emekli öğretim üyeleri ve akademisyenlerin de bulunduğu yüzlerce kişi gözaltına alındı ve sorgulandı.
Liderlerin karşılanma töreni gerçekten etkileyiciydi. Mehter Marşı’nın birçok lider üzerinde iz bıraktığı açıkça görüldü.
Bana göre zirvenin yıldızı ise Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç edilen İzzet Teğmen’di. Üniforması elinden alınmış olabilir; ancak ruhundaki üniformayı taşımaya devam ettiğini gösterdi. AB temsilcisinin Türkiye’ye yönelik eleştirilere karşı gelerek, Gazze’de uygulanan işgal ve soykırım girişimine karşı İsrail’e yönelik neden herhangi bir adım atmamaktadır diye sorarak çifte standartlarını yüzlerine vurdu. Savunma Bakanı Yaşar Güler’in de devresinin en seçkin subaylarından biri olarak gösterilen İzzet Teğmen hakkında verilen kararın Türk Silahlı Kuvvetleri için nasıl bir kayıp olduğunu görmesini dilerim.
Donald Trump yine ukala tavırlarıyla gösteri yaptı. Türkiye’ye “hediye” ile geleceğini söyledi; fakat ortada somut bir hediye göremedik. Belki bazı çevrelere veya meşruiyet verdiklerine farklı hediyeler vermiştir, onu bilemem.
Trump için “Ama olumlu açıklamalar yaptı.” diyenlere de küçük bir hatırlatma yapmak isterim. Eğer ABD, ziyaret öncesinde yaptırımları kaldırmış veya F-35 programıyla ilgili resmî bir karar açıklamış olsaydı, buna gerçekten “hediye” denebilirdi. Oysa Trump sadece “olabilir”, “yapabiliriz”,........
