Yalnızlığın insana mahsus bir şey olmadığını biliyordu
Can sıkıntısından patlayacaktı neredeyse. Yaz geceleri kısa olmasına rağmen, hiç bitmeyecekmiş gibi upuzun geldi.
Sabaha kadar gözlerini kapayamadı Gülşah. Tertemiz beyaz yorganın altında kıvrandı durdu. Kalktı perdeyi aralayarak dışarıya baktı. Zifirî karanlıktan başka bir şey göremedi. Odasını aydınlatan büyük mum küçülmüştü ama idare ederdi. “Daha var. Sabaha kadar bitmez” diye mırıldandı. Duvara asılı işlemeli kılıfından el yazması Kur’ân-ı kerimi çıkardı, öpüp başına koydu. Göğsüne bastırdı nazikçe. Sessizce, içinden Yâsin-i şerifi okudu. Buğulu gözleri hepten nemlendi… “Âyet-i kerimelerin tesirinden…” dedi. Ne zaman Kur’ân-ı kerim okusa hep böyle olurdu. Biraz rahatlamıştı ama yine de bir türlü uykusu gelmiyordu...
Can sıkıntısından patlayacaktı neredeyse. Yaz geceleri kısa olmasına rağmen, hiç bitmeyecekmiş gibi upuzun geldi. Yalnızlığın insana mahsus bir şey olmadığını biliyordu. Bu sefer iyice anladı, acısını........
