Orası kimine göre medrese, kimine göre de dergâhtı...
Emîr Sultan hazretleri, karşısında Süleyman Çelebi’yi görünce; "Buyurun efendim. Buyurun hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz" dedi...
Atların arabalarıyla rahat girip çıkabileceği genişlikteki, iki kanatlı cümle kapısına geldi. Edeple tıklattı. Talebelerden biri koştu. Takır, tukur sesler çıkararak, kapıyı araladı. Emîr Sultan hazretleri, karşısında Süleyman Çelebi’yi görünce;
- Buyurun efendim. Buyurun hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz.
Dedi. Geri çekilerek yol verdi, muhterem misafirlerine. Selam verilip alındıktan sonra, bir başka gencin açtığı geniş bir odaya girdiler.
Allah için sabreden, Sırat’ta atlı olur,
Sabır acı ise de, meyvesi tatlı olur.
Emîr Sultan hazretlerinin talebelerine ders verdiği, onları din ve fen ilimlerinde yetiştirdiği, kimine göre medrese, bazılarına göre ise dergâh denebilecek, kendine has yapı tarzı ve işletmesi olan hususi bir yerdi burası. Fazla abartı ve süslemelerden uzak, talebelerin leyli nehar kolay bir şekilde ilim tahsil ettikleri ve........
