Hancı, dişlerinin gıcırtısını duyuyordu Doğan’ın...
Hanın avlusuna gelmiş, atların bulunduğu ahırlara doğru dönerken zilzurna sarhoşlarla karşılaştılar. Bunlar, Ulucâmi’de vaaz vereni kaçıran gizli teşkilatın adamlarıydı.
- Aman aldırma!.. Biraz sonra sızıp kalırlar. Bu gibilerin genci de, ihtiyarı da birdir. Onları çok iyi bilirim. Dünyada bu gibileri kimse benim kadar tanımaz.
Diyerek yatıştırmaya çalıştı. Doğan Bey, mânâlı, mânâsız itiraz etti.
- Bunlarda hiçbir şey, hiçbir fikir, hiçbir ideal yoktur. Yalnız bir şey vardır.
Kelime, dişlerinin arasından duyulmayacak şekilde zar, zor, nefretle çıkıverdi.
Hanın avlusuna gelmiş, atların bulunduğu ahırlara doğru dönerken zilzurna sarhoşlarla karşılaştılar. Bunlar, Ulucâmi’de vaaz vereni kaçıran gizli teşkilatın adamlarıydı. Kripto, Hurufi, tüccarlar, dilenciler tanınmayacak şekilde tıraş olmuş ve giyinmişlerdi. Doğan, içlerinden birini Bursa’daki dilencilere benzetti. “Lakin burada, bunların içinde ne işi olabilir?” diye söylendi içinden. Mümkün olamayacağını ve yanıldığını düşünerek yoluna devam etti. Kripto ve adamları, bir........
