Erkara, merakla Gülşah'ın ne diyeceğini bekliyordu...
Bir şamar gibi suratına patlatılan kelimelerden sonra da dönüp sert adımlarla yürüdü. Erkara, peşi sıra boş gözlerle baktı, durdu.
Gülşah, büyümüş gözlerle sesin geldiği tarafa baktı. İncir ağacının arkasında kara yüzlü, kara kalpli Erkara’yı gördü. Alnının tam ortasından burnunun ucuna kadar çekilen çizgi, ince bir iplik gibi açık ve net bir şekilde hâlâ belli oluyordu. O geceyi hatırladı. Gülmemek için kendini zor tuttu. Kaşlarını çattı, ciddileşti iyice.
- Üzgün olduğunu bilirim. Lakin metin olmalısın! Bugün esaret haberi geldiyse… Allah korusun belki de yarın…
Erkara’nın sözünü kesti Gülşah.
- Takdir-i ilahi neyse, o olur! Ölse de, kalsa da herkes şunu iyi bilsin ki…
Erkara, merakla ne diyeceğini beklerken, gözü de herhangi bir yerlerden karşısına çıkabilecek genç delikanlıyı arıyordu.
- Doğan cihandır. O, benim dünyamdır!
Bir şamar gibi suratına patlatılan kelimelerden sonra da dönüp sert adımlarla yürüdü. Erkara, peşi sıra boş gözlerle baktı,........
