"Sen vezir değil, padişah olacak adamsın beyim!.."
"Bana, Erkara derler! Benim sözüm sözdür! Bu dünya, Doğan Bey’e dar olacak demiştim! Eh, bu arada tabii Gülşah da bana yâr olacak!"
İki samimi arkadaş üzgün bir şekilde nasıl yakalandıklarını anlattı, sessiz ağlaştılar hâllerine, bir Osmanlı beyi tarafından arkadan vurulmaya ve en vahimi olansa kardeşin kardeşe düşmanlığına.
Eski hasır, elbette necis posttan iyidir,
Bil ki, akıllı düşman, ahmak dosttan iyidir.
Erkara, vazifesini tamamlamanın memnuniyetiyle kendine hediye edilen altınları da alarak bir an evvel Bursa’ya ulaşmak istiyordu. Doğan’ın öldürüldüğü duyulduktan sonra ortaya çıkması hâlinde şüphelenebilirlerdi. Bu duruma düşmemeliydi. Aşır ve Palabıyık’ı kızlarla sarmaş, dolaş şarap mahzeninde buldu. Yarı sarhoş, yarı uyanık çeke-sürüye dışarı çıkardı. Başlarından aşağı buz gibi su dökerek iyice uyanmalarını sağladı.
Tepeden tırnağa silahlı üç kafadar, güneşin doğduğu ufuklara doğru atlarını kamçıladılar. Salkım söğütlerin........
