"Emanetleri vakit kaybetmeden Maria’ya teslim edelim..."
Dünyada böyle insanlar da var deselerdi asla inanamazdı Maria... Oysa şimdi kulaklarıyla duymuştu. Karşılıksız iyilik, yardım, işte buna derlerdi.
Babasının bir ömür boyu peşinde koştuğu hazineler, Dragon eşkıyalarından kurtarılmıştı ama şimdi de tanımadığı bu kahraman gençlerin eline geçmişti. “Nasıl da sandıklara sarılmışlar?” diye söylendi. “İçini açacak ve mücevherleri boşaltacaklar herhâlde” diye düşünerek yaş dolu gözlerini kapadı. Olacakları görmek istemiyordu. Kulaklarını daha açtı. Şimdi, konuştuklarını daha rahat duyuyordu. Doğan Bey diyordu ki;
- Üryan, ne bunlar? Şeker sandığı değil herhâlde?
- Sahipsiz kalmıştı. Ne yapayım? Her hâlinden değerli şeyler olabileceğini düşündüm. Sizin yorulmamanız için de ne var, ne yok topladım getirdim.
- Çok iyi etmişsin! Bu emanetleri vakit kaybetmeden Maria’ya teslim edelim. Kızcağız merakta kalıp üzülmesin!
- Hemen şimdi! Az da olsa üzülmesin. Ümitsizliğe kapılması bizim için utanılacak şey olur.
- Sen bir tanesin........
