menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yeşil sahada kardeşliğin inşası

22 0
05.05.2026

Türkiye, tarihsel bir eşikte dururken, siyasetin en üst perdesinden yükselen kardeşlik çağrıları toplumsal bir yankı buluyor. MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin, Amedspor’un Süper Lig’e yükselişini kutlayan ve bu başarıyı "Türkiye’nin huzur, birlik ve dayanışma iklimine katkı" olarak niteleyen açıklaması, sadece bir tebrik mesajı değildir. Bu, sporun birleştirici rolünü gören, terörsüz bir Türkiye idealinin sahadaki karşılığını okuyan çok boyutlu bir vizyondur.

Futbol, hiçbir zaman sadece futbol değildir. O meşin yuvarlak, bazen binlerce konferansın, yüzlerce diplomatik girişimin yapamadığını yapar; kırgınlıkları onarır, mesafeleri siler ve kalpleri aynı ritimde çarptırır.

Türk spor tarihine baktığımızda, sporun toplumsal yaraları sarmadaki rolü binlerce yıl öncesine dayanır. Onuncu yüzyılda, bozkırın ortasında Hun Türkleri, büyük kayıplar yaşadıklarında veya toplumsal bir yas süreci geçirdiklerinde dev güreş müsabakaları düzenlerlerdi. Bu, ilk bakışta sadece bir eğlence gibi görünse de aslında derin bir toplumsal bütünleşme tesis ediyordu.

Amaç; toplumun üzerindeki yılgınlığı atmak, yasın oluşturduğu durağanlığı fiziksel bir enerjiyle dağıtmak ve biz buradayız, ayaktayız mesajını kolektif bilinçaltına kazımaktı. Yani spor, kadim Türk geleneğinde toplumun öz güvenini tazelemek için kullanılan en etkili rehabilitasyon aracıydı.

Aynı ruhu Antik Yunan’da da görürüz. Oyunlar süresince o coğrafyada barış oluyor ve bu barışa elini her şeyden uzak tutmak anlamında olan Ekecheiria deniyordu. İnsanoğlu, şiddeti ve rekabeti sahanın içine hapsederek, dışarıda barışı tesis etmeyi binlerce yıl önce keşfetmişti... Bugün Diyarbakır ve Amedspor üzerinden konuşulan mesele, işte bu kadim modern bir izdüşümüdür...

Kabul etmek gerekir ki; terör ve onun sinsi siyaseti, yıllarca........

© Türkiye