İstanbul kimin?
İstanbul’a ilk taşındığım yıllarda, 2000’lerin başında, moralim her bozulduğunda, dünyam Medusa’nın heykeli gibi tepetaklak dönmüş gibi hissettiğimde soluğu Yerebatan Sarnıcı’nda alırdım. Hiç hayal kırıklığına uğratmazdı beni. Çünkü genelde boş ve sessizdi eğer kalabalık bir turist kafilesine denk gelmediysem. Saatler geçirebilirdim şehrin tüm karmaşasından uzak ama o karmaşanın kendisini sütunlarının üstünde taşıyan, 500’lü yıllardan kalma sarnıçta. Bu şehrin tüm sırları o sütunlarda saklı gibi gelirdi bana. Bir kez daha delice hayran kalırdım tarihe, Medusa’ya ve bugün bulamadığımız o mimari sanata. Yenilenmiş, temizlenmiş ve bu şehre yeniden aşık olmuş şekilde çıkardım yeryüzüne.
Bizans İmparatorluğu’nda dünyanın merkezi olarak kabul edilen Milyon Taşı’na selam verir, dünyanın merkezi olan bir şehirde yaşamakla övünürdüm. Bu şehre olan sevgim, tarihi kadar büyüktü.
Sonraları, Yerebatan “beyaz plastik” sandalyeleri olan çay bahçesine dönüştü. Gerçek anlamda. Yüksek fiyatlı kiralamalarla davullu zurnalı düğünlerin yapıldığı bir yer oldu, bu şekilde kiralandı. İnanamıyordum. 1-2 defa daha gittim o zevksiz kafeteryalı Yerebatan’a, sonra Medusa’yı öyle görmeye dayanamadım daha fazla… 2017 yılında restorasyona alındığı haberi geldi, bir daha asla Medusa’yı göremeyeceğimi, bir daha Yerebatan’da huzur bulamayacağımı düşündüm. Malum bizde restorasyonlar Sponge Bob yaratma seviyesinde. Zaten İstanbul da artık benim İstanbulum değildi. Yerim yoktu burada ve başka bir ülkeye taşınmıştım, bu haberle son bağlarımdan biri de kopmuştu şehirle.
Yerebatan Sarnıcı
Temmuz 2022’de yani tam da ben İstanbul’a geri taşındığımda restorasyon bitti, yeniden ziyarete açıldı Yerebatan Sarnıcı. Nasıl bir merak ve heyecanla gittim, anlatamam! Çok eski bir sevdiğimle buluşacaktım. Biraz da korkuyordum göreceklerimden.
Halbuki korkum yersizmiş. Karşımda eskisinden bile güzel bir Yerebatan Sarnıcı vardı. 700 kamyon “sonradan eklenmiş” ve sarnıcın yapısını tehdit eden beton yapıdan çıkartılmış, yürüme yolu yapılmıştı. Yapının deprem güvenliği, taşıyıcı sistemi, su dengesi ve uzun vadeli korunması için önemli müdahaleler gerçekleştirilmişti. Daha önce olmadığı kadar yakından baktık Medusa ile birbirimize. 4 yıldır, sessiz sessiz “en az kalabalık” olabileceği saatleri hesaplayıp gidiyorum. Eskisi kadar çok kalamıyorum çünkü malumunuz artık Instagram sayesinde her yer fotoğraf çekmek isteyen turist dolu.
İşte bu turistlerden kazanılan gelir, Yerebatan’ın sonsuz potansiyeli farkedildi. Çoğu daha önce yıkılmaya bırakılmış, kötü bir turistik otel olmuş, ne olduğu belirsiz bir vakfın merkezi olmuş, düğün salonu yapılmış ya da şimdilerde moda yeni en büyük gelir kaynağı olan cafeye çevrilmiş tarihi mekan gibi Yerebatan da bunlardan biri haline gelmeli ve gelir el değiştirmeliydi. Nasıl olurdu da böylesine büyük ve önemli bir yapı şehrin kendisine hizmet verir, şehri kalkındırırdı? Nasıl bir haksızlık, nasıl bir aymazlık ve düşüncesizlik bu? Belli bir kesimin daha da çok zenginleşmesi gerekirken nasıl olur da şehir ve şehirde yaşayanlar için bir nefes alanı kalabilirdi ki?
Ayasofya'nın yanı başında, her gün milyonlarca insanın üzerinden........
