Toprağı savunanlar suçlu değildir!
“Toprak işleyenin, su kullananın…”
Merhum Bülent Ecevit’in liderliğindeki sosyal demokrasi hareketinin en önemli sloganıydı bu cümle. Anadolu’da üretimin, emeğin ve köylünün hakkını anlatırdı. Bugün ise aynı topraklarda, toprağını savunan insanların mahkeme koridorlarında özgürlüğünü savunmak zorunda kalmasına tanıklık ediyoruz.
Türkiye, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’ne işte böyle bir atmosferde giriyor.
Bir yanda iklim değişikliği, petrol krizi, artan maliyetler ve borç yükü altında ezilen çiftçiler… Diğer yanda ise toprağını, zeytinliğini, suyunu savunduğu için kriminalize edilen köylüler.
Akbelen’de yaşanan da bunun bir örneği. Çiftçi-köylü; maliki olmasa da yöresindeki toprağın sahibidir aslında. Çünkü çiftçi yalnızca üretim yapan kişi değildir. Çiftçi; toprağın hafızasını taşıyan, suyun yönünü bilen, ağacın gölgesini koruyan insandır.
Bir ülkenin gıda güvenliği sadece fabrikalarda, ithalat anlaşmalarında ya da market raflarında kurulmaz. Asıl güvenlik, toprağıyla bağını koparmamış insanların varlığıyla mümkündür.
Bugün iklim krizinin ortasında sürekli “sürdürülebilirlikten” söz ediyoruz. Peki sürdürülebilir tarım ne demek? Toprağı korumak demek. Yeraltı suyunu korumak demek. Zeytinliği, ormanı, merayı korumak demek. Ve bunu ilk yapanlar da çoğu zaman o köylerde yaşayan çiftçiler oluyor.
Akbelen’de yıllardır verilen mücadele de tam olarak bu. Bir avuç insan yalnızca birkaç ağacı değil, yaşam alanını, tarım toprağını, zeytinliğini, geleceğini savundu. Çünkü onlar çok iyi biliyor; toprağını kaybeden çiftçi, yalnızca gelirini değil, kimliğini de kaybeder.
Ancak Türkiye’de son yıllarda çevre mücadelelerine yönelik yaklaşım giderek sertleşiyor. Kazdağları’nda, İkizdere’de, Cerattepe’de, Akbelen’de benzer bir tablo gördük. Şirketlerin ekonomik faaliyetleri “kamu yararı” olarak sunulurken, yaşam alanını savunan insanlar çoğu zaman güvenlik tehdidi gibi gösterildi.
Esra Işık’ın tutuklanması da bu yüzden toplum vicdanında bu kadar büyük bir kırılma yarattı.
Çünkü insanlar şunu gördü: Bir çiftçi kızı, yaşadığı toprağı savunduğu için özgürlüğünden mahrum bırakıldı.
Oysa bugün ortaya çıkan yeni hukuki tablo, bu sürecin ne kadar tartışmalı olduğunu çok net biçimde gösteriyor.
Danıştay 6. Dairesi’nin, Akbelen’deki acele kamulaştırma........
