menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Her Şeyi Kaydediyoruz, Ama Neyi Yaşıyoruz?

6 0
03.06.2026

Geçenlerde telefonumdaki fotoğraflara bakarken ilginç bir şey fark ettim. Binlerce fotoğraf vardı. Farklı şehirler, farklı insanlar, farklı manzaralar... Karadeniz’in sisli yaylaları, Afrika’nın kırmızı toprakları, bir çocuğun utangaç bakışı, gün batımında sessizce duran bir kayık... Hepsi oradaydı. Hepsi kayıt altına alınmıştı.

Fakat bir anda kendime şu soruyu sordum:

“Bu kadar şeyi kaydettim ama gerçekten ne kadarını yaşadım?”

Sanırım çağımızın en büyük çelişkilerinden biri burada başlıyor.

Artık hiçbir şeyin kaybolmasına izin vermiyoruz. Her anı saklamak istiyoruz. Gittiğimiz restoranı fotoğraflıyoruz. İçtiğimiz kahveyi fotoğraflıyoruz. Gün batımını fotoğraflıyoruz. Çocuğumuzun ilk adımını, doğum günlerini, seyahatlerimizi, hatta bazen yemekten önce tabağımızı bile...

Çünkü unutmak istemiyoruz.

Ama bazen anı kaydetmeye çalışırken onu yaşamayı unutuyoruz.

Güzel bir manzaranın karşısında duruyoruz. Elimiz hemen telefona gidiyor. Oysa belki de yapılması gereken ilk şey fotoğraf çekmek değil, birkaç dakika sessizce bakmak. Rüzgârı hissetmek. Bulutların hareketini izlemek. O anın içimize işlemesine izin vermek.

Çünkü bazı güzellikler önce kalpte yaşanmalı, sonra fotoğraflanmalıdır.

Son yıllarda dünyanın birçok yerini görme fırsatım oldu. Bazen öyle manzaralarla........

© Sonsöz