menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Falsifikasyon II – Omaha Sahili’nde ölen adamlar neden öldüler?

7 5
16.02.2026

Tarih şiddetle yazılır bir yerde, şiddeti daha çok uygulayanlar harfleri daha derinden kazırlar taş blokların üstüne. Şiddet hem tarih yazımının hem de hafıza yazımının öznesidir. Tarihi kazananların yazması da bu sebeptendir, çünkü onlar daha çok şiddet uygulamışlardır. Şiddet en kolay hafızayı yeniden şekillendirir. Yoğun ve derin şiddet dönemlerinde geçmiş de yeniden yazılır hafızada ve tarihte. Örneğin AKP rejimi Osmanlıya ve Cumhuriyet’e dair yeni bir hafıza üretme peşindedir, neyse ki pek mahir değiller. Tarihi yeniden yazmak da ustalık gerektirir çünkü.

II. Dünya Savaşı’na yönelik toplumsal tarihsel hafıza özellikle Sovyetlerin çöküşünden bu yana yeniden ve yeniden yazılıyor. Devler cüceleştiriliyor, cüceler ise devleştiriliyor. Bu yeni hafızanın birkaç ana ekseni var. Bunlardan birincisi Nazizmin/faşizmin iktidar olmasının faili olarak Komünistleri göstermek. İkinci amaç ise II. Savaş’taki zaferde Sovyetlerin katkısını olabildiğince küçültmek, buna mukabil Batının şanlı ama ikiyüzlü liberal demokrasilerinin rollerini abartmak. Bu nedenle Normandiya Çıkarması hakkında sürekli görsel ve yazılı materyal üretilmektedir. Üretilen materyal haliyle Amerikan-İngiliz tümenlerinin Avrupa’yı Nazi işgalinden kurtardığı masalını yayıyor.

Bu masal aynı zamanda Amerikan yardımını da bir tür kurtarıcı Mesih’e dönüştürüyor. Bu masalda rakamlarla oynanıyor, abartılıyor. İşin ilginci bu rakamların şişirilmesinde en büyük aktörler bugünün kapitalist Rusya’sının gerici tarihçileri. Masal bu haliyle şunu anlatıyor: Amerikan yardımı Sovyet askeri direnişini yaratan en önemli unsurlardan birisidir. İngilizce adıyla Land-Lease Aid olan bu yardımlar sadece Sovyetlere verilmediler. 42 ülkeye birden verildiler. Aslan payını İngiltere aldı. Sovyetlere yardımların yüzde 40’ı askeri malzeme, yüzde 20’si ise gıda idi. Kuşku yok bu yardımlar özellikle 1941 ile 1942’de sürekli gerileyen ve endüstriyel bölgeleri düşmana kaptıran Sovyetler açısından önemliydi. Ama bu yeni masalın abarttığı kadar önemli değildi. Peki Sovyetler bugünün parasıyla milyarlarca dolar tutan bu yardımların karşılığını nasıl ödedi? Asıl ödeme Sovyet insanının ve Kızılordu askerlerinin kanıyla canıyla yapıldı. Sovyetlerin savaş kayıplarının 20 ile 25 milyon arasında olduğu kabul edilmektedir. Savaş uçağı, tank, makineli tüfek, bunlar elbette ki gerekliydi. Ancak asıl gereken bunları kullanacak mangal gibi yüreğe sahip yiğit proleter bir halktı; işte kapitalist ABD’nin yollayamadığı tek şey de buydu. Kursk Savaşı’nda, Stalingrad Kuşatması’nda savaşan Amerikan lokomotifleri ya da Amerikan tereyağı değildi, Kızılordu idi.

Tüm bu Normandiya çıkarması saçmalığının arkasında ne yatmaktadır? Normandiya çıkarması ne kadar başarılıdır? Askeri adıyla Operation Overlord, bilinen adıyla Normandiya Çıkarması 6 Haziran 1944’te başladı; binlerce gemi yaklaşık bir milyona yakın Amerikalıyı, İngiliz’i, Kanadalıyı, Polonyalıyı ve Fransız’ı Normandiya sahillerine sabah saatleri itibariyle çıkardı. Beş ayrı noktaya yapılan çıkarmada gruplar arası bağlantı altı gün boyunca kurulamadı.1 Sonrasında ise Almanya’ya doğru ilelerken büyük direnişle karşılaştılar. Bu nedenle yavaş ilerlediler. Oysa hızlı ilerlemek istiyorlardı, çünkü Kızılordu hızlı ilerliyordu. Aslında çıkarma hedefleri dikkate alındığında başarılı bile değildi.

Amerikan ve İngiliz yönetimleri savaş boyunca ve hatta savaştan önce Sovyetlerin Doğu Avrupa’da ve Kıta Avrupası’nın genelindeki askeri egemenliğinden her zaman korktular. Müttefik olarak birlikte savaşırken bile korku giderilemedi, tam tersine Kızılordu’nun başarılarıyla birlikte arttı.

1941 sonu itibariyle Sovyetlerin askeri durumu pek de iç açıcı değildi. Leningrad uzun bir kuşatmanın altına girmişti. Wehrmacht Moskova’nın varoşlarına kadar gelmişti. Moskova Operasyonu Nazilerin Moskova’yı da düşürerek Sovyet direncini kırma operasyonuydu aslında. Defalarca denediler, olmadı. Kremlin’e 20 km kalaya kadar yaklaştılar, SBKP politbürosu toplantılarını Alman bombardımanın kaba gürültüsü altında yapmaya alışmıştı. Olmadı işte, hem Kızılordu çok dirençli çıktı hem de Napolyon ordularının başına gelen Nazilerin başına da geldi; zorlu ve sert bir kış geldi. Sıcaklığın -35, -40'lara kadar düştüğü bir kış mevsimiydi. Ve Alman ordusunun lojistik hatları hem partizanların saldırıları altında........

© soL