menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bayatlamış AB ihtirası güldürüyor ve düşündürüyor!

12 1
09.02.2026

Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu komiseri Martha Kos’un 6 Şubat’ta Türkiye’ye yaptığı ziyaret genel olarak Türkiye-AB ilişkilerini özelde de Gümrük Birliği’ni uzun bir aradan sonra yeniden ulusal gündeme taşıdı.

Ziyaret sonrasında bir de ortak bildiri yayınlandı ki, bu da bir süredir AB-Türkiye temaslarında rastlamadığımız bir şeydi.

Ortak bildiride Türkiye’nin aday ülke olduğu hatırlatıldı. Açıkçası uzun zamandır Türkiye’nin 2005’ten beri resmi olarak aday ülke olduğunu her iki taraf da unutmayı tercih ediyordu. Konu zaman zaman Akepe yetkilileri tarafından İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği gibi tümüyle ilgisiz bağlamlarda dile getiriliyordu.

Neredeyse 15 yıldır aralıklarla telaffuz edilen 1996 tarihli Gümrük Birliği’nin modernizasyonu meselesi ise AB’nin Güney Amerika ülkeleri ve Hindistan’la imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmalarının ardından belirli bir panik havası içerisinde tekrar konuşulmaya başlandı. Ne de olsa Türkiye’nin ihracatının yüzde 42’si AB’ye yapılıyor ve Türkiye AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı.

Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun ne menem bir şey olacağını pek de bilen yok. Örneğin AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarına Türkiye’nin otomatik katılımını sağlayacak bir düzenleme beklentisi var. Mevcut durumda onlar ortak biz pazar mantığı mükemmelen işliyor. Anlaşma akdedilen ülkelere AB malları gümrüksüz girebiliyor ama Türkiye’nin bu ülkelerle mutlaka ayrı bir Serbest Ticaret Anlaşması yapması gerekiyor. Bunun yokluğunda aynı anlaşmalar kapsamında AB’ye gümrüksüz gelen üçüncü ülke malları, Türkiye’ye de gümrüksüz girebiliyor.

Türkiye sermayesi 1996’da Gümrük Birliği yürürlüğe girerken “hem ağlarım hem giderim” modundaydı. Sonradan bir hayli memnun kaldılar. Gümrük Birliği, malları üretenlere, emekçilere zırnık fayda sağlamadı ama onları üç otuz paraya çalıştıran patronları abat etti. Şimdi de bu yüzden Gümrük Birliği’nde “modernizasyon” ve/veya “genişleme” istiyorlar. Mali Yıkım Bakanı Şimşek’in Marta Kos’la yaptığı görüşme sonrasında Gümrük Birliği’nin “hizmet ticareti, kamu alımları ve tarım ürünlerini kapsayacak şekilde genişletilmesi ihtiyacından” söz etmesi dikkat çekici.

Eğer yanlış bilmiyorsam kamu alımları ile ihale mevzuatı arasında doğrudan bir ilişki var. 20 yılda yüz bilmem kaç kez değişen ihale mevzuatı ise Akepe düzeninin temel direklerinden biri. Esasen AB’nin müzakerelere hazırlık ve müzakere sürecinde en çok şikâyet ettiği konulardan biri de Akepe’nin habire nalıncı keseri gibi kendine yontarak düzenlediği ihale mevzuatıydı. Britanyalı bakanın bunu bilmiyor olması düşük olasılık.

Hizmetler konusu anladığım bir şey değil ama tarımsal ürünlerin Gümrük Birliği’ne dahil edilmesinin iki sonucu olur. Birincisi........

© soL