Zaman Algımız: Gerçek mi Yoksa Bir Yanılsama mı?
Sabahın erken saatlerinde, üniversitedeki çalışma odamın kapısını açtığımda, kampüs yaşamı henüz güne yeni başlıyordu. Çay ocağından yükselen mis gibi çay kokusu koridorların sessizliğine sinmişken, sıcak çayım ile birlikte masama doğru ilerliyordum. Tam masama doğru yönelmişken, odanın duvarını süsleyen Andromeda Galaksisi'nin muhteşem posteri gözlerime iliştiğinde, o an sadece bir fotoğrafa bakmadığımı fark ettim. Karşımda, 2.2 milyon yıl önce yola çıkmış yorgun ışık fotonların oluşturduğu bir zaman kapsülü vardı.
İçerisinde yaklaşık 1 trilyon yıldız barındıran ve merkezindeki devasa kara deliğiyle büyüleyen bu görüntü, yalnızca estetik bir manzara sunmuyor, aynı zamanda, zamanın sınırsızlığında adeta beni, gizemli bir yolculuğa davet ediyordu. Yaklaşık 2,2 milyon yıl önce yola çıkmış Andromeda Galaksisi'nin ışık fotonları, uzun bir yolculuğun ardından Hubble Teleskobunun objektiflerine yakalanıp şimdi odamın duvarını süsleyen bu muhteşem görüntüyü dönüşü vermişti. Aslında ben tam tamına, 2.2 milyon yıl öncesinin o muhteşem manzarasını izliyordum.
Peki, bir Andromedalı kendi gelişmiş teleskopuyla Dünya'yı izliyor olsa idi, acaba neler görebilirdi? Beni mi? Seni mi? Hayır. Onlar, 2.2 milyon yıl önce Afrika bozkırlarında dolaşan Homo Erectus atalarımızı izlerdi. Bizim şu anımızı izleyebilecek olan Andromedalılar ise, ancak 2.2 milyon yıl sonra gelişmiş teleskoplarını Dünyamıza yöneltecek olan Andromedalılar olacaktı. Tabi ki, artık biz burada olmayacağımız gibi belki de Dünyada artık bize benzer canlılar da olmayacaktı.
Zamandaki bu yolculuk, bana evrenin gizem dolu sonsuzluğunu bir kez daha hatırlattı.
Bu düşünceler içinde kaybolmuşken gözlerim duvardaki diğer posterlere kaydı. Andromeda posterinin hemen sağında, 2011-2019 yılları arasında neredeyse her yıl tekrarladığımız "Yaşadığım Gezegeni Öğreniyorum" başlıklı TÜBİTAK projelerimizin posteri üzerindeki Eratosthenes'in portresi"beni de hatırla" der gibi kendini sergiliyordu. Poster üzerindekiEratosthenes, 2300 yıl önce gerçekleştirdiği Dünya'nın çevresini ölçme deneyini 2300 yıl sonra yeniden yapmamızdan dolayı adeta bize teşekkür ediyor gibiydi.
Eratosthenes'in bakışlarındaki 2300 yıllık zaman tünelinden sıyrıldığımda gözlerim kapının yanındaki dolabın üzerindeki 2011 yılında, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Sosyal Tesisler İşletmesi tarafından basılmış takvime takılmıştı. Takvimin Nisan ayına ait yaprağı üzerindeki fotoğraf, 60 yıllık yaşam çizgimde en önemli dönüm noktalarından birini simgeliyordu. O tarihte, arkadaşlarımızla birlikte projelendirerek inşa........
