menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mekke Anlaşması ve Risale-i Nur Perspektifinden İttihad-ı İslâm

17 0
18.08.2026

ÜÇ DEVLETTEN DAHA BÜYÜK BİR MANA: UHUVVET VE İTTİHAD

7 Ağustos 2026 tarihinde Mekke-i Mükerreme'de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, yalnız askerî ve siyasî açıdan değil, İslâm dünyasının birlik arayışları açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişmedir.

Anlaşmanın temel prensiplerinden biri, üç devletten herhangi birine yönelik saldırının diğerlerine de yapılmış kabul edilmesidir. Bu yönüyle anlaşma, Müslüman ülkeler arasında müşterek güvenlik ve dayanışma düşüncesinin somut bir tezahürü olarak görülebilir.

Bediüzzaman Said Nursî'nin İttihad-ı İslâm anlayışı açısından meseleye baktığımızda ise bundan daha geniş bir ufukla karşılaşırız.

Çünkü Bediüzzaman'ın düşündüğü İttihad-ı İslâm, yalnızca askerî bir ittifak veya devletlerin oluşturduğu siyasî bir blok değildir. Onun temelinde iman kardeşliği, muhabbet, yardımlaşma, ortak maslahatlarda birleşme ve ihtilafları büyütmeme vardır.

Bediüzzaman'ın dikkat çekici ölçülerinden biri şudur:

"İttihad cehl ile olmaz. İttihad, imtizac-ı efkârdır."

Yani gerçek birlik, insanların veya devletlerin birbirlerine körü körüne tâbi olmalarıyla değil; fikirlerin görüşmesi, birbirini anlaması ve müşterek esaslarda buluşmasıyla meydana gelir.

Bu ölçü Mekke Anlaşması açısından önemlidir.

Türkiye'nin tarihî ve askerî tecrübesi, Pakistan'ın büyük nüfusu ve askerî-stratejik kapasitesi, Suudi Arabistan'ın İslâm dünyasındaki konumu ve ekonomik imkânları birbirinin aynısı değildir. Fakat farklılıkların muhafaza edilerek müşterek maslahatlarda birleşilmesi, Risale-i Nur'daki ittihad anlayışına daha yakındır.

İttihad, herkesin aynı olması değil; farklı kuvvetlerin aynı istikamette birbirine destek olmasıdır.

Bediüzzaman'ın İslâm dünyasına verdiği çok önemli bir başka ölçü şöyledir:

"Hakkı bulduktan sonra ehak için ihtilâfı çıkarma."

Bu düstur, bugün İslâm âleminin en fazla muhtaç olduğu prensiplerden biridir.

Müslüman devletlerin yönetim biçimleri, mezhebî yapıları, dış politika tercihleri ve bölgesel çıkarları birbirinden farklı olabilir. Fakat bu farklılıklar; Filistin meselesi, mukaddes beldelerin güvenliği, İslâm ülkelerinin bağımsızlığı, ekonomik kalkınma, eğitim, bilim, teknoloji ve savunma gibi müşterek meselelerde beraber hareket etmeye engel olmamalıdır.

Bir başka ifadeyle:

"Benim metodum mu daha doğru, seninki mi?" tartışması, "hepimizin müşterek meselesi nedir?" sorusunun önüne geçmemelidir.

Mekke Anlaşması bu istikamette gelişirse, üç devlet arasındaki bir savunma paktından daha büyük bir mana kazanabilir.

MÜSLÜMANLARIN EN BÜYÜK KUVVETİ: UHUVVET

Risale-i Nur'da İslâm kardeşliği yalnız ahlâkî bir tavsiye değildir; aynı zamanda büyük bir kuvvet kaynağıdır.

Bediüzzaman, Müslümanların birbirlerine karşı ihtilaf ve husumetlerini azaltarak........

© Risale Haber