Nasslar Zahirine Göredir
Dini metinlere (âyet ve hadislere) nass denilir. Usül kitaplarımızda “Nasslar zahirine göredir” hükmü yer alır. Mesela “Namazı kılın ve zekâtı verin”[1] âyeti, muhataplarından bu iki eylemi yapmalarını ister. Ancak -birazdan ayrıntılarda görüleceği üzere- nasslar bazan zahirine göre değerlendirilemez. Çünkü tevili gerektiren durumlar olabilir. Ancak İslam dünyasında bu meselede ifrat ve tefrit olarak hem Zahirilik hem de Batınilik çıkmıştır.
Bediüzzaman, Zahirilik ve onun mukabili olan Bâtınilik hakkında şöyle der:
“Evet, her şeyi zahire hamlettire ettire nihayet Zahiriyyun meslek-i müteassifesini tevlid etmek şanında olan meyl-üt tefrit ne derecede muzır ise; öyle de her şeye mecaz nazarıyla baktıra baktıra nihayette Bâtıniyyunun mezheb-i bâtılasını intac etmek şe’ninde olan hubb-u ifrat dahi çok derece daha muzırdır.”[2]
İfrat ve tefrit iki aşırı uçtur. Bediüzzaman’a göre Zahirilik mezhebi nassları değerlendirmede tefrit uçta kalmış, mecazî ve işarî manaları ihmal etmiştir. Buna mukabil Bâtınilik mezhebi hep mecazdan yola çıkarak nassların zahir manalarını reddetmiştir. Bâtınilik, Zahirilik mezhebine göre daha aşırı bir uç olduğu cihetle İslam Dünyasına daha zararlı........
