Gayb Perdesi
Gayb perdelidir, iyi ki perdelidir…
Bilinmezi bilmek, görülmeyeni görmek, gaybın sırlarına ermek hemen herkesçe arzu edilen şeylerdendir. Özellikle, gaybın geleceğe yönelik sırlarına nüfuz etmek isteği, insanın zaaf noktalarından birini teşkil eder. Tarih boyunca “kâhin, müneccim, sihirbaz” türünden pek çok kimse, insanların bu zayıf damarını işletmesini bilmişlerdir. Günümüzde de her türlüsüyle astroloji ve fal hayli yaygın durumdadır. Özellikle son zamanlarda, “medyum” denilen kişilerin birtakım gaybî haberler aldıklarını söylemeleri sıkça görülür olmuştur.
Acaba bütün bunların hakîkatı nedir? Kur’anî perspektiften baktığımızda, insanların gaybı bilmeleri mümkün müdür? Bilirlerse nasıl bilirler ve ne kadar bilirler? Bildikleri veya bildiklerini zannettikleri şeyler ne derece doğrudur?
Şu ayet-i kerîme, haşmetli bir üslupla Allah’ın ilminin her şeyi kuşattığını ilân eder:
“Gaybın anahtarları O’nun katındadır. Onları ancak O bilir. Karada ve denizde ne varsa hepsini bilir. Hiçbir yaprak düşmez ki onu bilmesin. Yerin karanlıklarında hiçbir tane, yaş ve kuru hiçbir şey yoktur ki hepsi bir Kitab-ı Mübîn’de olmasın.”[1]
Kitab-ı Mübîn, genelde her şeyin kendisinde yazılı olduğu levh-i mahfuz olarak açıklanır. Ayetin genel üslubundan anlaşılıyor ki, gayb, kapıları kilitli bir hazine gibidir. Bu hazinenin anahtarları da Allah’ın elindedir.[2]........
