Aynı Meselede Farklı Hükümler
Dinin içtihadî konularında aynı meselede birbirinden farklı hükümler karşımıza çıkar. Bu farklılık, verilen hükmün ilgili şahsın durumuna uygun olmasından kaynaklanmaktadır. Bediüzzaman, aynı meselede şahısların durumuna göre farklı fetvalar verilmesi meselesinde şöyle der:
“İki mizaca göre mesail-i fer'îde hakikat sabit değil, izafî ve mürekkeb…”[1]
Yani dinin usulüne ait olmayan füruata dair olan meselelerde, verilecek hüküm sabit bir hakikat olmayıp, izafi ve mürekkeptir. Mesela aynı hastalıktan muzdarip iki hastaya uygulanacak tıbbî tedavi, her iki hastanın durumuna göre farklılık arzeder. Sözgelimi aspirin gibi bir ilaç, şartları uygun birisine verilirken, mide kanaması geçirmiş birine verilmez.
Benzeri bir şekilde, mesela musiki âletleri eşliğinde ilahi dinlemek, normal şartlar altında mubahtır. Ama kişi “Ben musiki âletleriyle ilahi söylendiğinde bir feyiz alamıyorum, hatta bende şehevi duygular harekete geçiyor” diyorsa bu kimsenin bu tür ilahileri dinlemesi caiz değildir.
Bediüzzaman, bu konuyu daha mufassal bir şekilde şöyle ele alır:
“Eğer desen: Hak bir olur; nasıl böyle dört ve on iki mezhebin muhtelif ahkâmları hak olabilir?
El-cevab: Bir su, beş muhtelif mizaçlı hastalara göre nasıl........© Risale Haber
