Mutlak Minnettarlık
Afet hanım, kafasını kaldırıp peron numaralarını okumaya başladı. Evet doğru peronda duruyordu. Eşiyle ayrıldıktan sonra felsefe öğretmenliği yaparak okuttuğu, üniversiteye gönderdiği kızını bekliyordu.
Birkaç dakika sonra otobüs göründü. Otobüs yaklaştı, perona girdi ve durdu. Kapı açılınca başta muavin olarak yolcular inmeye başladılar. Sevinç ve heyecanla kızını beklerken bir anda dona kaldı. Kızının başı örtülüydü. Onlarca ihtimal geçti aklından. Kızı hızlı adımlar ve mütebessim bir yüzle ona koştu. Ellerine sarıldı, öptü ve kucakladı. O da sarıldı.
Bir anda sorulması gereken her şeyi unutmuştu. Kızı Yağmur başladı konuşmaya:
-Nasılsın anne?
- İyiyim kızım teşekkür ederim sen nasılsın yolculuk nasıl geçti?
Bu soruları sorarken aklı sadece kızının başındaki örtüdeydi. Kendisi henüz 20 yaşında ateist olmuştu. Kızını da yıllarca çağdaş bir şekilde yetiştirmeye çalışmıştı. Aslında son aylarda bir gariplik seziyordu ama yine de yaşadığı şok büyüktü. Şimdi bu halde görünce biraz da korkmuştu. Bavulu alıp eve gittiler. Yol boyunca hiç konuşmadılar. Eve gelince artık dayanamayıp sordu:
- Kızım bu ne hal? Ne oldu sana?
- Annecim çok güzel bir şey oldu. Ben Rabbimi ve onun elçisini tanıdım. Başımda da onun emrini taşıyorum. Sana telefonda yarım yamalak bahsetmek istemedim. Beni bağışla.
- Kızım ne diyeceğimi bilemiyorum. Bunların eski masallar olduğunu sana defalarca anlatmıştım. Nasıl olur da inanabilirsin diye hayret ediyorum.
- Hayır annecim, din masal değil, evrenin........
