menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Abdülmecid Nursi’nin Tercüme Ettiği Eserler-1

5 0
previous day

Değerli dostlar! Bu yazımızda Bediüzzaman Said Nursi’nin ifadesiyle “öz kardeşi ve en birinci ve en yüksek ve fedakâr bir talebesi olan Abdülmecid Nursi’nin1 tercüme ettiği eserlerden bazılarını anlatmaya çalışacağız inşallaah.

Büyük bir âlim olan Abdülmecid Nursi’nin tercüme eserleri Risale-i Nur Külliyatındandır. Bazı eserleri Arapçadan Türkçe’ye, bazılarını da Türkçe’den Arapça ’ya tercüme etmiştir. Tercüme eserlere geçmeden Necmeddin Şahiner’in tercümelerin başlaması hususunda anlattığı bir hatırayı nazarlarınıza sunmak istiyoruz:

“Üstad Mesnevi-i Nuriye ve İşarat-ül İ’caz isimli iki Arapça eserini, kardeşi Abdülmecid Efendinin tercüme etmesini istiyordu. Sık sık haber göndererek durumu soruyordu. Fakat Abdülmecid Ünlükul bir türlü başlayamıyordu. Nice boş zamanlar gelip geçiyordu. Bediüzzaman, Isparta’dan Konya’ya haber gönderiyor, mektup yazıyor kardeşini teşvik ediyordu.

Abdülmecid Efendi, Konya İmam Hatip Okulu ve Yüksek İslâm Enstitüsünde meslek derslerini okutuyordu. İmtihanların başladığı, meşguliyetinin çok olduğu bir mevsimde tercümelere başlamış ve kısa sürede bitirmişti. Oysa daha önceleri pek çok müsait zamanı olmuştu. Talebelerinden birisi, dikkatini çeken bu durumu hocasından öğrenmek istemişti:

“Hocam birçok boş zamanlar gelip geçti. Tatil ve yaz mevsimlerinde bu tercümeleri yapabilirdiniz. O zaman biz de size yardım edebilirdik. Niçin o zamanlar bu tercümeleri yapmadınız da, şimdi bu sıkışık zamanda yapıyorsunuz?”

Talebesinin bu sualine Abdülmecid Ünlükul şu cevabı vermişti: “Hazretim hiç sorma! Dün akşam rüyamda Seyda’yı gördüm. Mevlâna türbesinin civarında karşılaştık. Benden tercümeleri sordu. Mahcup oldum, bir cevap veremedim. Aniden Seyda öyle bir tokat vurdu ki, kendimi karşıdaki duvarda buldum. Nefesim kesilip, soluğum tutulmuştu. Vücudum yara, bere içinde kalmıştı.”

(Bu rüyayı anlatan Abdülmecid Ünlükul, o talebesine vücudundaki yara bere izlerini göstermiş.)

Böylece Mesnevî-i Nûriye ve İşârâtü’l-İ‘câz’ın kısa zamanda tercümelerini bitirmişti.”2

1. Kızıl İcaz Şerhi ve Tercümesi

Bediüzzaman Said Nursî’nin Süllem üzerine yazdığı haşiyedir. Tam ismi “Kızıl Îcâz alâ Süllemi’l Mantık” şeklindedir. Kitabın alt ismi olarak da “Hâşiyetu el-Üstâz Bedîu’z-Zamân Saîd en-Nûrsî alâ Metni’s-Süllem el Münevrak li’ş-Şeyh Abdirrahmân el-Ahderî” şeklindedir3

Bediuzzaman’dan sonra kardeşi Abdülmecid en-Nursî de eser üzerine bir şerh yazdığı içinde kapak sayfasının en altında “Kardeşi Abdülmecid’in şerhiyle birlikte” ibaresi de bulunmaktadır. Abdülmecîd Nursî bu şerhini 1965 (1385 h.) yılında Konya’da yazmıştır. Eseri daha sonra Molla Muhammed Zâhid el-Melâzgirdî tashih ederek ilk defa matbaa eliyle yayınladı. Eserin bu baskısı Dımaşk’da bulunan Matbaatu Berekât yayınevi tarafından 1387 (M. 1967-1968) yılında Muharrem ayında bastırıldı. Daha sonra birkaç defa matbaa baskısı yapılan eser Bediüzzaman’ın külliyatını Arapça’ya tercüme eden İhsan Kasım Salihî tarafından yeniden gözden geçirilerek yayınlanmıştır. “Kızıl Îcâz” üzerinde ayrıca Merhûm Molla Sadreddîn Yüksel hoca da bir takım ta’likler yazmış, bu ta’likleri merhumun oğlu Nedim Yüksel ve Müfid Yüksel’den temin eden Molla Musa Celalî onları Abdülmecid Nursî’nin de şerhiyle birlikte bir araya getirerek: “Tâlikât alâ Kızıl Îcâz” adıyla yeni bir haşiye kitabına dönüştürmüştür.4

Bediuzzaman’ın kardeşi merhum Abdülmecid Nursî, abisinin şerhini yeniden ele alarak üzerine birtakım ta’likler eklemiştir. Abdülmecîd Nursî haşiyesinin mukaddimesinde şöyle demektedir: “İmdi: Bil ki ben musibetlerin canavarlarının pençelerinden kaynaklanan bela dalgalarının çarpmalarının arasından kurtulduktan sonra kader beni 1950’li yılların başında Mevlâna Celâleddîn er-Rûmî’nin vilâyetine sevk etti. Ben de Mevlâna’nın yakınında Üstad’dan uzak bir yerde uyku gafletleri veya rüya esnası dışında ne onun beni ne de benim onu göremeyeceğim bir şekilde orada ikamet ettim. Bu durum Üstaz’ın vefat edip dâr-ı saadete şehid olarak irtihal etmesine kadar devam etti. Ben de hasretler içerisinde garip ve yapayalnız kaldım. Böylece vahşet beni vahdete ve insanlarla teması terk etmeye, yalnız yaşamayı insanlarla ünsiyet içerisinde yaşamaya tercih etmeye sürükledi. Ben de bu durumda kendisiyle kederlerimi izâle etmek ve sayesinde yalnızlığım esnasında bir teselli bulmak için ancak “Kızıl Îcâz”a haşiye yapmak ve onda bulunan lugazlara şerh yazmakla iştigal ettim. Böylece aklımı, içinde bulunduğu şiddetli halden bu meşgale sayesinde dinlendirmek istemiştim.”5

Abdülmecid Nursi, Kızıl İcaz’ı Arapça şerh ettiği gibi önemli oranda tercüme de etmiştir. Abdülkadir Badıllı Ağabey bu tercümeyi, tercüme ettiği Mesnevi-i Nuriye’nin sonuna eklemiştir. Tercüme ile ilgili olarak Badıllı Abi şunları yazıyor: “Merhum Molla Abdülmecid Efendi’nin Kızıl Îcaz Kitabı içerisinden umuma faydalı olacak çok mühim yerleri alarak tercüme ettiği şu risalecik, benim gözüme çok kıymettar görünüyordu. Müstakillen neşrini düşünüyordum. Fakat küçüktür, azdır, hem kitabın tamamı değil. Hayli zamandır yanımda bekliyordu. Mesnevî’nin tercüme ve tashihini bitirdiğim bu günlerde hatırıma geldi ki; “acaba Mesnevî’nin en âhirine bir nevi zeyl gibi ilhak ederek neşretsem bir be’si var mı ki” diye düşündüm. Getirip dikkatle bir mütalaa ettim. Mesnevî ile münasebetini düşündüm. Mesnevî’nin bazı mevzularıyla aşağı yukarı aynı mealdedir gördüm.

Merhum Üstadımızın da Kastamonu Lahikası’nda Mehmed Feyzi Ağabey’e onu ders verdiğini ve Feyzi’nin bir zaman o dersini Türkçe olarak kaleme alacağını veya almasını arzu ettiğini düşündüm. Şu halde madem Abdülmecid Efendi Ağabeyimiz, Hazret-i Üstad’ın vefatından sonra emek verip onu tercüme etmiş. Ve madem çok müştak talebeler, Kızıl Îcaz’ın mahiyetini bilmeyi çok merak etmektedirler. Öyle ise onu Mesnevî’nin âhirinde neşretmekte her halde bir beis olmaz inşâallah dedim. Belki de bununla merhum Molla Abdülmecid’in ruhu şâd olur.”6

Badıllı, Kızıl İcaz Tercümesi ile ilgili olarak şunları yazar: “Bunun tercümesi, Merhum Molla Abdülmecid Efendi tarafından olmuştur. Abdülmecid Efendi, Kızıl icazdan îmanî, akidevi ve müfid i'lemlerinden on iki tanesini tercüme etmiş, herkesin merak ettiği garib mevzuları muhtevidirler. Bu i'lemler aşağı yukarı Mesnevîdeki bazı i'lemler tarzındadır. Bu parçanın en sonunda Abdülmecid Efendi, Hz. Üstadın vefatından sonra ona hitaben yazmış olduğu bir mersiye-i hazine ile nihayetleniyor.7” Badıllı Ağabeyin Mesnevi Tercümesinin sonunda yer verdiği Kızıl İcaz parçaları Risale-i Nur Araştırma Merkezi tarafından Kızıl İcaz’dan Seçmeler adıyla neşredilecektir.

Abdülmecid Nursi’nin Kızıl İcaz Şerhi, Prof. Dr. Ahmed Akgündüz tarafından Türkçe’ye tercüme edilip 2020 yılında Osmanlı Araştırmaları Vakfı tarafından yayınlanmıştır.

Prof. Dr. Niyazi Beki, yaptığı Kızıl İcaz Tercümesinde Abdülmecid Nursi’nin Kızıl İcaz’a yazdığı haşiyelerden istifade ettiğini belirtmektedir.8

2. İşarat-ül İ’caz Tercümesi

Üstadımızın Vanlı talebelerinden Cahid Ünsal ağabey, Abdülmecid Nursi’nin daha Van’da iken İşarat-ül İ’caz’ı tercüme ettiğini söyler. İlgili sözleri şöyledir: “Üstadımızın kardeşi Abdülmecid Nursi, benim doğumumdan önce de Van’da bulunmuşlardı. İşârat-ül İ’caz tefsirinin Türkçeye tercümesini yaptığı sıralarda Van’daydı. Tercümeyi Van’da yapmıştır. Biz o zaman tanıştık, kendisiyle devamlı temas........

© Risale Haber