Necip Fazıl Ödüllerini Kimler Vermeli Kimler Almalı?
Necip Fazıl Ödüllerini Kimler Vermeli Kimler Almalı?
Necip Fazıl Ödüllerini Kimler Vermeli Kimler Almalı?
Adı Necip Fazıl Ödülleri olduğundan mıdır nedir ilk dağıtımdan bu yana bütün alanlarda ödül alanların hepsi, “bizim mahalleye mensup”. Oldu mu şimdi? Bu görüntü, bir “mahalleyi” kendi içinde ödüllendirmek olmuyor mu? Oysa bu ödül, “yekpare bir Türk edebiyatı” fikrine götürmeli idi. Bu hususta Sait Faik, Tanpınar, Orhan Kemal, Behçet Necatigil, Attila İlhan ödüllerinin gerisinde kalmamalıydık.
-Lütfen parmağıma değil gösterdiğim yere bakın-
Bu makaleyi iki yıldır yazmamak için kendimi tutuyorum. Tüfek duvarda asılı kaldı fakat sonunda patladı. Bu kez yayınlamayı erteledim. İlk çekincem doğru anlaşılmamak ihtimali idi. Yüzde doksanının üzerinde meramım yine doğru anlaşılmayacak. Ödülü alanların sevincini kursaklarında bırakmamak, hazmedemedi gibi bahaneler bulamasınlar diye, ödülün gündem olduğu (kimlere verildiğinin açıklanması ve ödül takdimi) günlerde yayınlamak istemedim. Çünkü bu yazı husûsen onlar için yazılmadı fakat onlar vesilesiyle yazıldı.
Herkes ödülünü aldığına ve gündemden düştüğüne göre artık zamanı geldi.
Necip Fazıl Ödüllerini Kim Vermeli?
Hemen söyleyeyim, Necip Fazıl adına edebiyat ödülleri verilmesi yerindedir, olması gerekir. Fakat bu ödülü bir gazete vermemeli idi. Çünkü gazete sonuç itibariyle siyasi bir organdır. Edebiyat adına verilen ödül, ölçüt edebiyat, sanat, dil, kültür gibi milletin ortak değerleri olması gerektiği için, öncelikle ödülü verenlerin siyasi tutumlarını akla getirmemelidir. Ülke çapında ve ülke dışında saygınlığını böyle sağlayabilir çünkü. (Nobel Barış Ödülünü ısrarla isteyen Trump’a ödül heyetinin başkanı “Heyet bağımsızdır, objektif ölçülere göre değerlendirme yapar, kulis ve yönlendirme kabul etmez” diye cevap verdi.)
Necip Fazıl ismi, kimliği, edebiyattaki yeri bir siyasi gazetenin kurumsal duruşunu aştığı için bu ödül, onun ismi ile musavi bir merci, bir enstitü, bir dernek tarafından verilmeliydi. Necip Fazıl yaşasaydı bir gazete adına verilecek ödülü kesinlikle reddederdi. Doğrudur, bu ödülü ihdas edenler ona saygılıdırlar fakat o kişiler Necip Fazıl’ın o günkü ve bugünkü Star gazetesinin yayın çizgisini, bütünüyle yayınlarını, duruşunu tasvip ettiğini söyleyebilirler mi? Bir kesimin şairi olmayı nasıl reddederse, bir dijital gazete adına ödül verilmesini de reddederdi Necip Fazıl. Bu ödül kamuoyunda öyle bir imaj uyandırdı ki sanki bütün önemini Necip Fazıl’dan almıyor da ödül törenine katılıp ödülleri veren Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan alıyor. Onun katılmayacağı bir ödül töreni bu ödülün bugünkü değerini düşürür. Sormadan geçmeyelim. Biz bu ödülü kimin için ihdas ettik?
Hak eden herkese her kesime verilebilmeli
Başlangıçtan beri ödüller kimlere tevdi ediliyor? Adı Necip Fazıl Ödülleri olduğundan mıdır nedir ilk dağıtımdan bu yana bütün alanlarda ödül alanların hepsi, “bizim mahalleye mensup”. Oldu mu şimdi? Bu görüntü, bir “mahalleyi” kendi içinde ödüllendirmek olmuyor mu? Oysa bu ödül, “yekpare bir Türk edebiyatı” fikrine götürmeli idi. Bu hususta Sait Faik, Tanpınar, Orhan Kemal, Behçet Necatigil, Attila İlhan ödüllerinin gerisinde kalmamalıydık.
70’li yıllardan bu yana tek bir Türk edebiyatı yok artık. “Sağın Türk edebiyatı”, “solun Türk edebiyatı” var. Ve bu iki deniz birbirine karışmıyor, katışmıyor. Herkes kendi çalıp kendi oynuyor. Şairlerimiz, yazarlarımız yok artık. “Onların Şairleri”, “Onların yazarları” ve bizim yazarlarımız ve bizim şairlerimiz var. Oysa edebiyatta esas olan husus; konu, tema, konunun bakış açısı değildir; edebiyatta önemli olan; dildir, estetik zevk ve yaşantıdır, dilin imkanları içinde, önce milli sonra evrensel bir sanat ortaya koymaktır. Böyle olduğu içindir ki Sait Faik, Oktay Akbal, Özdemir Asaf vb isimler Necip Fazıl’ın dergisinde hikaye ve şiir yayınladılar. Sezai Karakoç, Pazar Postası’nda yazdı. İsmet Özel, Adam, İmge yayınlarından kitap çıkardı Sanat Olayı dergisinde yazdı.
Ne olduysa 12 Eylül sonrası oldu. O zamandan beri yekpare bir Türk edebiyatı yok. 2005’te, Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nda görev aldığım süreçte Türk Edebiyatı müfredatında bu anlayışı kırmıştık. 80 sonrası yazar ve şairlerle genişlettiğimiz müfredata Nâzım Hikmet, Orhan Pamuk dahil nitelikli, temsil gücü olan bütün Türk edebiyatı yazarlarına yer vermiştik. Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören, Mustafa Kutlu, İsmet Özel ve başka isimler de bu anlayışla müfredata alınmıştı. Ne yazık ki Maarif Modeli Müfredat (2024) hem bu yapıyı bozdu hem edebiyat eğitimini kişisel gelişim aracı haline getirdi. Önümüzdeki yıllarda “Türk Edebiyatı” kavramı bile olmayabilir. Çünkü bir kesim yayınlar “Türkçe Edebiyat” diyerek bin yıllık edebî birikimi de parçalamaya yönelik adımlar attı.
Dolayısıyla diyoruz ki Necip Fazıl Ödülleri sol, sosyalist dil ile yazan, nitelikli, Türkçeyi, anlatımı zenginleştiren yazar ve şairlere de verilmeli, verilebilmeli idi. Yaşar Kemal’in CB Kültür ve Sanat Ödülü’ne layık görüldüğü bir dönemde bu esneklik gösterilmeli ve Necip Fazıl, ödül vasıtasıyla bütün fikri ve sanatsal çevreleri içine alacak kadar geniş bir yelpazede gündeme getirilmeliydi. Ne yani? 2014’ten beri Necip Fazıl Ödüllerine uygun eserleri, sadece İslami gelenekten gelen yazar ve şairler mi verdi? Necip Fazıl’ın Bahriye mektebinden arkadaşı Nâzım Hikmet’in dili ve duyarlılığı ile nitelikli edebi eserler neşredilmedi mi hiç? Onlardan biri hiç olmazsa bir başlıkta Necip Fazıl ödülüne layık görülemez miydi?
Aradaki bu duvarı yıkmak için Necip Fazıl Ödülleri iyi bir vesile idi. Almaya gelip gelmemeleri bizi ilgilendirmez. Nitekim Sezai Karakoç da Kültür Bakanlığı ödülünü almadı, o meblağı kültürümüze hizmet için kullanın, dedi. Sadece belge ile yetindi. Devlet, devletliğini böyle tavırlarla gösterir, eğer bir sanatçı devletin verdiği ödülü reddederse o eksiklik, yanlışlık da kişinin hanesine yazılır. Bu bağlamda İsmet Özel’e de CB Kültür ve Sanat Ödülü verilmeli, verilebilmelidir.
Herkes biliyor ki sosyalist bir şair ve yazarın Necip Fazıl Ödülüne ihtiyacı yoktur. Sol kesimde bu anlamda çok ödül var zaten. Bu işlerden anlayanlar da bilirler ki Nâzım Hikmet adına yazılmış kitap sayısı Necip Fazıl adına yazılmış kitap sayısını on defa döver. Bu oran yüzde 80 derecesinde Nâzım Hikmet’e aittir. O kadar ki Necip Fazıl Saygı Ödülünü almaya gelen Nuri Pakdil ve Rasim Özdenören dahil, Sezai Karakoç ve diğer ‘yedi güzel adam’ın Necip Fazıl konulu kitabı yoktur. Sağlığında da öldükten sonra da onun hakkında bir kitap yazmadılar, yayınlamadılar. Bu konuda en iyi kitabı Orhan Okay yayımladı.
Yazının burasında Necip Fazıl Ödüllerinin muhtevasına değinmek gerekiyor. Bu ödüllerin içinde başlık olarak Necip Fazıl üzerine yapılmış bir çalışma yok. Neden? Oysa bu ödüller vesilesiyle akademisyenlerin, eleştirmenlerin ve bağımsız yazarların Necip Fazıl’ın eserleri ve sanatı üzerine yazmaları teşvik edilmeli değil miydi?
Bu anlayışa gelemeyişimizin esas sebeplerinden biri ödülün bir sermaye grubu tarafından verilmiş olması, belli bir camianın gazetesi adına düzenlenmiş oluşudur. Oysa Necip Fazıl Ödüllerini, onun adına kurulmuş bir “Necip Fazıl Enstitüsü”, “Necip Fazıl Dil, Kültür, Fikir ve Araştırma Derneği” gibi daha kapsayıcı ve sivil kurumlar tarafından verilmiş olsaydı bu nakısa olmazdı.
Aklıma geldi sorayım. Star Gazetesi/Grubu bu zamana kadar kim bilir kaç milyon TL harcadı bu ödül için. Bu para ile önce Necip Fazıl adına bir Enstitü veya araştırma merkezi kurup veya kurulmasına öncülük edip ödül işini sonra Necip Fazıl’a gönül veren paydaşların katılımıyla kotaramaz mıydı? Bir medya grubu bu külfetli ödülü ne kadar devam ettirebilir?
Bu konuya daha önce yazdığım bir yazıda değinmiştim 5, 6 yıl önce. O yazıyı okuyan, gazete üst düzey yöneticilerden biri beni özel olarak gazeteye davet etti. Bir fırsat bulup ziyaret ettik ve bu konuları uzun uzun konuştuk. Yukarıdaki tenkit ve tekliflerimize hak vermiş ve tenkitte tercih ettiğimiz dil ve üslubu takdir etmişti.
Aradan geçen yıllarda bu konuda bir değişiklik olmadı. Camiamıza ait dergilerin Karl Marks, Oğuz Atay, Orhan Kemal, Sait Faik, Nezihe Meriç adına özel sayılar hazırlayarak yaptığı açılımı Necip Fazıl Ödülleri yapamadı. Ödülün şu andaki görünümü mahallemizi ödüllendirmeye yönelik bir organizasyon olduğu şeklindedir.
Buradan ilan ediyorum. Böyle bir yazıdan sonra niyetleri varsa bile bana Necip Fazıl Ödülü vermezler. Böyle bir beklenti içinde değilim, hiç olmadım. TYB 2001 Hikaye Ödülünü bana verdiklerini TV’den öğrendiğimi söyleyince, bir arkadaş “Kulis yapmadın öyle mi?” demişti. Ödüllerde kulis yapıldığını bilmiyordum. Ama Necip Fazıl Ödülleri için kulis değil açık teklifte bulunuyorum. Evine kadar giderek “Hanımefendi, ben herkesin ayağına gitmem, herkesin yazdığını da beğenmem size geldim ve takdirlerimi bildiriyorum” dediği Samiha Ayverdi’ye Necip Fazıl Ödülü verilmelidir. İsmet Özel’e bu ödülün verilmesini teklif etmek garip gelebilir. Fakat Samiha Ayverdi’ye verilmelidir.
Bildiğimiz kadarıyla Necip Fazıl Ödüllerine Kültür Bakanlığı da destek veriyor. Bizim teklifimiz Necip Fazıl adına verilecek ödüle, Necip Fazıl’ın mehabetine, ismine, özgül ağırlığına uygun olarak kurulacak bir enstitü veya yukarıda zikrettiğimiz bir kurum tarafından verilmesidir. Star gazetesi grubu da bu enstitü için destek verecektir. Kültür Bakanlığı ve başka vakıf ve derneklerin de katkısıyla bu ödüle Necip Fazıl üzerine çalışmalar da eklenmesi Üstad’ın adına çok uygun düşecektir.
Buraya yazdım. İlgililerin kulağına ulaşır mı bilmem. Fakat jüri üyeleri yanılır da bana Necip Fazıl Ödülü verirlerse ödül töreninde bu teklifimi söyleyeceğim.
Son İnsan Oscar’ları mı?
Köpeği Çıkarıp Çay Demleyen Erkekler, Nobel Ödülü Kazandırır mı?
Necip Fazıl Ödüllerini Kimler Vermeli Kimler Almalı?
AB, Neoliberalizmden Uzaklaşıyor
Vakıflar Kanunu’nun Halka Ne Ettiğinden Cumhurbaşkanı’nın Haberi Var mı?
Patreon aracılığıyla Perspektif'e destek verebilirsiniz.
Perspektif'e destek ver
© 2026 – Sitede yer alan fikirler yazara aittir ve Perspektif’in editoryal tercihlerini yansıtmayabilir. Kaynak gösterilmesi ve link verilmesi kaydıyla kısmen alıntı yapılabilir.
