2. Merkantilizm’de Türkiye’nin Yatırım Fırsatları
Küresel ekonomi yeni bir zorlu döneme giriyor. Genişletilmiş Tarifeler ve Ticaret Anlaşması’nın (GATT), serbest ticaretin sınırsız genişleme vaadiyle, 1996’da Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) dönüşmesinden 30 yıl sonra, artık önde gelen ekonomilerin tümü ‘stratejik otonomi arayışı’na odaklanmış durumda. Enerji krizleri, pandemi sonrası tedarik zinciri kırılmaları ve jeopolitik rekabet, ülkeleri kritik sektörlerde yerli üretim kapasitelerini hızla artırmaya yöneltmiş durumda. Bu yeni dönemi “2. Merkantilizm” olarak tanımlamamızın nedeni, 500 yıl sonra devletler arasında ‘stratejik otonomi’ye dayalı rekabetin geri dönmüş olmasıdır.
Birinci merkantilizm çağında, devletler ticaret yollarını kontrol etmeye ve sömürgecilik hareketi ile değerli kaynakları kendi ekonomilerine yönlendirmeye çalışıyordu. Bugün ise, ABD’nin Venezuela operasyonu yeni nesil bir sömürgecilik hareketi olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle, önde gelen ülkelerin tümü artık tedarik zincirinde kime güveneceklerini bilemedikleri bir belirsizlik döneminin içerisinde olduklarının farkındalar. Süper güç ve orta güç konumundaki tüm ülkeler benzer bir refleksle stratejik sektörlerde atağa geçmiş durumdalar.
Kritik minerallerden yarı iletkenlere, siber güvenlikten savunma teknolojilerine kadar birçok alanda ülkeler üretim zincirlerini yeniden millileştirmeye çalışıyor. Bu tablo Türkiye için önemli fırsatlar barındırıyor. Özellikle imalat sanayi, enerji teknolojileri, dijital üretim, lojistik ve savunma alanlarında atılacak stratejik adımlar, Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki rolünü daha da güçlendirebilir.
Yazının devamı için TIKLAYINIZ!
